Bir Elkatipzade Mustafa Hikayesi

Fenerbahçe’nin 1920’li yıllarda forma giyen futbolcularından Ragıp Ziya Mağden’in, 1961 yılında yayınladığı “Fenerbahçe Batamaz” isimli kitabında, bir Elkatipzade Mustafa hikayesi var. Fenerbahçe’nin Fenerbahçe olmasında en büyük emek sahiplerinden biriydi. O güzel insana dair bu keyifli hatırayı,tebessümle okuyacaksınız…

Fenerbahçe Tarihi Çalışma Organizasyonu


Mustafa Elkatip

Fenerbahçe’nin kongrelerinde, her sene koltuk değnekleri ile gelen, bütün Fenerlilerin saygısını derleyen bir insan vardır : Mustafa ELKATİP

Bu zat; Türkiyemizin belki de ilk futbol hocası, ilk antrenörüdür. Bugünkü günde, bir salona, bir toplantıya geldiği zaman, herkesin ayağa kalkarak onu selamladığı, ona karşı sevgi ve saygı gösterdiği görülmektedir. Çünkü Mustafa Elkatip, Fenerbahçe için vaktiyle çok çalışmış, değerli elemanlar yetiştirmiş bir kimsedir.

Fenerbahçeliler arasında Mustafa Elkatip’e ait türlü türlü menkıbeler dolaşır. İşte onlardan bir tanesi şudur :

Bursalılar, bundan 30-35 sene önce Fenerbahçe’yi, maç yapmak üzere Bursa’ya davet ederler… Fenerliler, büyük bir kafile halinde ve Mustafa Bey’in reisliği altında oraya giderler… Çocuklar genç, yol güzel ve uzun, hava güzel… Dehşetli surette acıkır ve getirilen yemeklere büyük bir iştiha ile saldırırlar. Bunların arasında, genç bir Fenerbahçeli, üç yumurta daha fazla yemiş. Bu işi, mûzibin biri yolda Mustafa Elkatip’e duyurunca hemen söylenmeye başlamış:

– Aman efendim; bu ne rezalet! Nasıl olur? Bu kadar yumurta yenir mi? Hastalanacaksınız. Sonra, bizleri davet edenler, zengin insanlar değil. Onları zarara sokmanın mânâsı ne? Ayıp denilen bir şey var! Böyle şey olur mu?

Düşünün bir kere… Deniz havası alarak iyice acıkan bir sporcunun 2-3 yumurtayı yemesi bile, o zamanın idarecisi Mustafa Elkatip’i, ev sahibini zarara sokuyoruz düşüncesi ile sinirlendirmiş; küplere bindirmeye kâfi gelmiş.

Bu tenkide, karşısındaki gençler de hiç ses çıkarmamışlar. Ve sadece susmuşlar. Derken efendim Tepedeğirmen ve Gemlik bayırlarından geçerken çocukların karınları acıkmış. Başlarındaki kimselere acıktıklarını ve kulübün bir parça yardımda bulunmasını ricaya karar vermişler. Durum, kafile reisi Mustafa Bey’e duyurulduğu zaman, o yine parlamış ve “Yemek mi? Ne yemeği?! Kendi ceplerinden yesinler! Kulübü zarara sokmanın alemi var mı? Hem daha demin, dört yumurtayı yutan onlar değil midir?” diyerek, uzun uzun söylenip durmuş.

Eski İdareciler

Gördünüz mü siz, eski idarecileri? Onların kendi ve diğer kulüplerin menfaatlerini nasıl düşündüklerini? Esasında, zengin ve iyi bir insan olan ve kulübü için hiçbir fedakarlıktan çekinmeyen Mustafa Elkatip, sonradan razı olabilmiş de bizim çocuklar Gemlik’te karınlarını doyurarak, Yalova’ya kapağı atabilmişler.

Bugünün milyonluk kulüpleri, bu hallerine (görüldüğü gibi) ancak bu kadar feragatlı, düşünceli, vefakar insanların himmet ve gayretleri ile meydana gelebilmişlerdir. Zeki gibi, Alaaddin gibi, Sabih, Cafer ve Burhan Belge gibi, müstesna değerleri Türk sporuna kazandırmış ve hediye etmiş olan Mustafa Elkatip, halen Kadıköy’de mütevazi bir evde oturmakta ve yaşamaktadır. Yurt sporuna Fenerbahçe gibi bir kulüp ve böyle elemanlar kazandırmış bulunan bu gerçek cemiyet kahramanlarına hepimizden selam ve sevgiler.

Ragıp Ziya Mağden – 1961 / Bir Elkatipzade Mustafa Hikayesi

Bir Cevap Yazın