26 Mayıs 1990 : Kareem Abdul Jabbar’ın Huzurunda Fenerbahçe’nin Basketbolda İlk Cumhurbaşkanlığı Kupası

1990’da “Tüm zamanların en büyük basketbolcusu” Karem Abdul-Jabbar idi. Michael Jordan devri henüz başlamamıştı. İstatistikler her şeyi söylüyordu: 1989’da emekliye ayrıldığında 20 yıllık profesyonel kariyerinde “attığı sayı”, “oynadığı maç”, “oynadığı dakika”, “aldığı galibiyet”, “aldığı savunma ribaundu” ve “yaptığı blok” sayılarında açık ara liderdi. İlk ikisinde hâlâ lider…

Yolu ikinci defa Türkiye’den geçiyordu ve Ankara Atatürk Spor Salonunda 6. kez oynanan Cumhurbaşkanlığı Kupası’nda ayaklarını iki alt basamağa koymak zorunda kalan tek izleyiciydi. 

Sporla haşır neşir olan Cumhurbaşkanlarından Turgut Özal’ın da basketbolda izlediği ilk Cumhurbaşkanlığı Kupası idi zira 1989’da bu göreve seçilmişti. 

Fenerbahçe için ise o sezonun onur maçıydı. Zira, normal sezonu lider bitirdiği gibi ezeli rakibini iki maçta da net galibiyetlerle yenmiş olan Sarı Kanaryalar şampiyonluğun en büyük adayıydı. Ama istim üzerinde önüne geleni deviren takım 1982-83’ten beri play-off’larda karşılaştığı “ilginç” engellerden biriyle karşı karşıya kalmış ve beş haftayı aşan bir ara sonrasında maç temposunu kaybetmişti. Paşabahçe’ye tartışmalı kararlar ve olaylı maçlar sonucu yarı finalde elenen Fenerbahçe ezeli rakibinin şampiyonluğunu izlemişti hüzünle. Bu, Galatasaray’ın 23 sene hasret kalacağı bir unvandı ama sezon içinde iki kez yenildiği Fenerbahçe’nin ve sarı-lacivertli taraftarların huzuruna çıkmadan şampiyon oluvermişti. Rövanş Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Kupası’nda olacaktı.

Ancak bu maç öncesinde Fenerbahçe, enerjisini hukuk mücadelesine harcamak zorunda kaldı. Zira normal sezon lideri olarak Cumhurbaşkanlığı Kupası’nda oynamaya hak kazanan Fenerbahçe, aynı zamanda statü gereği yarı finalde elenen iki takımın oynayacağı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Kupası için sahaya çıkma hakkını elde etmişti. Ancak bir sonraki perde, gazetelerin “Skandal” manşetiyle verdiği Federasyon’un 16 Haziran 1989 tarih ve 20197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan tebliğe (93. sayfa) aykırı bir şekilde Fenerbahçe’nin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Kupası’nda oynama hakkından mahrum etmesiydi. Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı kastederek “Fenerbahçe’ye iki günde iki maç oynatmam” diyen Federasyon Başkanı Osman Solakoğlu’nun mevzuata aykırı kararından dönmek zorunda kalmasıyla 24 Mayıs’taki maça hazırlanamadan çıkan sarı-lacivertli takım Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Kupası’nı Efes Pilsen’e kaybetti.

Elde ise Cumhurbaşkanlığı Kupası kalmıştı. “Baba” lakaplı kaptanlardan Necdet Ronabar’ın son resmî maçını oynadığı, Fenerbahçe’nin 17 yıl sonraki ana sponsorunun (Ülker) reklamını formasında taşıdığı 26 Mayıs 1990 günü, tribünleri tıklım tıklım dolduran seyircilerin ana atışma konuları ise Galatasaraylı Semih Yuvakuran’ın Fenerbahçe’ye transferiydi.

İlk yarı savunmaların esamisinin okunmadığı, skorerlerin ise coştuğu bir mücadele izlendi ve Galatasaray ilk yarıyı 57-53 önde kapadı. İki ezeli rakip, tribündeki emekli NBA’liye nazire yaparcasına iki takımın da 100’lü sayıları geçtiği bir NBA maçı skoru mu yaşatmaya çalışıyordu seyircilerere?

27. dakikaya kadar da böyle gitti. Galatasaray’da Hakan Yörükoğlu ve Cem Caniklioğlu (maç boyunca ilki 28, ikincisi 22 sayı atmıştı) durmuyor, Fenerbahçe’nin uzunları Can Sonat ve Larry Richard’ın faul problemleri karşısında sürekli içeri drive ederek sayı bulan Galatasaray’a karşı Fenerbahçe savunması adam adamada çaresiz kalıyordu. Galatasaray 73-65 öndeydi. 

Bu dakikada kenardan müdahale ve uyarı geldi: Başantrenör Çetin Yılmaz “alan savunması”na dönülmesi direktifini verdi sahadaki beşe. Ayrıca dörder faulle oynayan Pete Williams (önceki iki sezon Fenerbahçe’de oynamıştı) ve Lütfi Arıboğan’a karşı daha etkili hücum etmeye başladı Fenerbahçeliler. 32. dakikaya kadar beş dakika boyunca tıkanan Galatasaray’ın boş hücumlarını, Larry Richard’ın ribaundlarda ezici üstünlüğünü ve sarı-lacivertlilerin basketle sonuçlanan hızlı hücumlarını izledi seyirciler. Durum 77-77 olmuştu. 33. dakikada Fenerbahçe 81-78 öne geçtiğinde ise “Yar saçların lüle lüle” tezahüratları başlamıştı bile.

Maçın sonunu (ligde olduğu gibi) yine Fenerbahçe getirdi: 95-86. Oyuncular ve attıkları sayılar şöyleydi: Fatih Özal (24), Larry Richard (23), Can Sonat (21), Ferhat Oktay (13), Ali Rıza “Aliço” Limoncuoğlu (11), Serdar Susmuş (3), Necdet Ronabar, Hakan Artış

Fenerbahçe, hem tarihinde ilk kez bu kupayı kazanmış, hem beş sene önce bir sayıyla kaçırdığı Kupanın rövanşını almış, hem de rakibini üç maçta üç kez yenerek şampiyon olmuş kadar özgüven kazanmıştı. Şampiyonluğu da zaten bir sezon sonra hiçbir rakibe nefes aldırmadan kazanacaklardı.

4 gün sonra ise futbol takımı Beşiktaş’ı 3-2 yenerek Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı yine Turgut Özal’ın elinden alacaktı. Bir daha da futbolda ve erkek basketbolunda aynı sezon (hem de beş gün içinde) bu kupayı alabilen çıkmayacaktı zaten. O ayrıcalık Fenerbahçe Spor Kulübü’ne aitti…

Tapfereritter

Bir Cevap Yazın