Asaf Beşpınar’ın Ölüm Yıldönümü

Fenerbahçe’nin tüzükte ismi geçen kurucularından rahmetli Asaf Beşpınar’ın vefat yıldönümünü yakın zamana kadar 20 Mayıs olarak biliyorduk. Fakat önce Heybeliada’daki aile kabristanı, sonrasında ise bir gazete kupürü sayesinde bu tarihin hatalı olduğunu öğrendik. Şimdi de kıymetli büyüğümüz Seyhun Binzet’ten gelen bir belgeyi paylaşacağız. Mayıs 1946 tarihli Av ve Deniz mecmuasında Asaf Beşpınar’ın vefat haberi var. Gerçi 1946 yılında 26 Mayıs Pazartesi gününe denk gelmiyor ama yine de biz kabristanda da yazılı olduğu için 27’sini değil, bugünü esas almak durumundayız. Sizi yazıyla başbaşa bırakalım… Asaf Bey nur içinde yatsın…


Mecmuamızın ilk sayısından beri kıymetli yazıları ve sanatının bütün inceliklerini belirten planları ile bize paha biçilmez yardımlarda bulunan ve memleketimizin değerli deniz inşaiye mütehassıslarından Asaf Beşpınar, kısa bir hastalığı müteakip 26 Mayıs 1946 Pazartesi günü vefat etmiş bulunmaktadır. Bu acı haberi okuyucularımıza bildirirken büyük bir teessür duymakta ve yurt denizcilerinin, uzun zaman onun yokluğunu hissedeceklerini düşünerek bu teessürümüz bir kat daha artmaktadır.

Asaf Beşpınar’la, vefatından iki gün evvel telefonla görüşmüştüm. Aziz arkadaşımız bu sayımıza konacak planları hazırlayarak gönderdiğini fakat, rahatsızlığından bunlara ait yazıyı yetiştiremediğini bildiriyor ve bu hususta okuyucularına tarafından itizar etmemi istiyordu. Ne kadar elimdir ki, onun elinden çıkmış son planı mecmuaya koyarken itizarı yerine ölümünü haber vermek gibi elim bir mecburiyet karşısında bulunuyorum.

Asaf Beşpınar’ın dergimizin bundan evvelki sayısında çıkan son makalesi şöyle nihayetleniyordu.

“Moda’da yapılmakta olan yegane 25 metre murabbai yarış tip kotra bitmek üzeredir. Anlaşılan bu sene yine bu tekne de yalnız kalacak veya diğer (A) klası küçüklerle hendikepli yarışacaktır. 30 senedir bizim spor ve denizcilik yıldızımızın ne kadar sathî olduğunu öğrenmemiş olsaydım bu neticeden memleket namına müteessir olurdum. Bereket versin ki artık hülya devrini çoktan geçirdim ve yolumuz olduğu halde bu kadar aheste beste gitmemize artık isyan değil hayret bile etmiyorum”

İnsana öyle geliyor ki, aziz denizci, hayatının sonuna irişdiğini hissettiği halde bu kadar aheste beste gitmemiş de, bütün bir ömür boyunca bitmez tükenmez didinmelerden ve mücadelelerden sonra memlekette tahayyül ettiği denizciliği temine muvaffak olamamaktan mütevellit duyduğu vasiyetname ve hayatta kalanlara inkisarı anlatmak istiyor. Bu adeta bir onun duyduğu acıların son bir ifadesi idi.

Mecmuamızın ilk sayısından beri hiçbir nüshasını yazısız ve plansız bırakmamıştı. O, bunları hiçbir menfaat mukabili olmaksızın, sırf mesleğine karşı olan aşkının kuvvetiyle ve yurdumuzda tahayyül ettiği yüksek bilgi ve kabiliyette denizcilerin yetişmesine faydası olur ümidiyle yazıyordu.

Ne kadar hazindir ki, tabutunu Heybeliada’daki aile makberesine götürmek üzere gelen motorun, tamamen bir tesadüf eseri olarak, onun bundan çok zaman evvel yaptığı (Arı) motoru olduğunu gözlerimiz yaşararak gördük.

Asaf Beşpınar, son deniz gezintisini, kendi yaptığı bir motorla, dostlarının ve sevgili oğlunun refakatında, güzel bir havada Heybeliada’ya doğru yapıyor ve ölümü bile bir denizcilik hareketine vesile oluyordu.

Ölümüyle yurdumuzda, doldurulmaz bir boşluk bırakan Asaf Beşpınar’ın kederli ailesine ve bütün memleket denizcilerine taziyetlerimizi sunar ve merhuma cenabı hakdan rahmet ve mağferet dileriz.

Turhan Tamerler

Bir Cevap Yazın