Bir Vefa Abidesi : Paşalı Birol

Fenerbahçe adıyla çıkan süreli yayınlar 1930’lardan beri var. Bir cildi elinize geçerse, şöyle bir karıştırın. Hemen ilk birkaç sayıda mutlaka “unutulan değerler” gibi bir başlığa denk gelirsiniz. Sporcu olur, yönetici olur, hatta taraftarlar olur… Yazar bir isimden bahseder; birkaç hatıra karalar, sonlara doğru yazı duygusallaşır, zira mevzubahis adam ölmüştür. Ve unutulmuştur…

Dün kıymetli ağabeyimiz Fehmi Merdoğlu‘nun yazısını görünce Paşalı Birol için bu yaşanmasın diye üzerimize düşeni, bir nebze olsun, yapmak istedik. Lafı hiç çevirmeden söyleyelim; Fenerbahçe Spor Kulübü, her şey normale döndüğünde ilk iş olarak Paşalı Birol’dan, Fenerbahçe büyüklerinin kabir yerlerini öğrenmeli. On yıllardır kulübün yapmadığı bir işi tek başına yapan bu güzel insan için söz Fehmi ağabeyde…


Paşalı Birol’un Türk sporu ve Fenerbahçe’si için yaptığı fedakârlıkların süresi 60 seneye yaklaştı.

Bu süre zarfında yurt içinde ve yurt dışında branş ayırmaksızın Fenerbahçe ve Millî Takım müsabakalarını takip etti. Türkiye’de gidilmedik şehir bırakmadı. Avrupa’da da birçok ülkenin stadyum ve salonlarında sadece kendi imkânları ile ülkesini destekten kaçınmadı.

Millî Takım için 500 metrelik bir stadyum tribününü kaplayacak kadar, Fenerbahçe için de aynı tribünleri 5 kez dolaşacak kadar bayrağı ve binlerce pankartı, yine kendi imkânlarıyla karşıladı. Her zaman sevgi ve dostluk üzerine mesajlar içeren bu pankartlar ve bayraklar, kendi işyerindeki profesyoneller tarafından yazıldı. Zaten bizler de bu efsane spor simasını (belki de dünyadaki en emektar, vefakâr ve cefakâr tribün adamını) ilk olarak bu pankartlar sayesinde tanımaya başladık.

Neredeyse 45 senedir, bu tarihe geçecek ismi tanırım.

Süreler uzadıkça insanlar, bazı olaylar ve yaşanmışlıklar yüzünden aynı itibarı koruyamazlar. Ama Paşalı Birol ismi bunca senedir zirvede duruyor. Tabii ki bunun sebepleri var…

Bu uzun süre zarfında, ismini kirletecek maddi veya manevi hiç bir çirkin ise karışmadı, asla menfaat peşinde koşmadı, kimseye hakaret etmedi ve asla kalp kırmadı. Rakip taraftarlarla hep dost geçinip onların da sonsuz sevgisini kazandı. Gereken her yere yardım elini uzattı.

Belki de bu uğurda çok sevdiği ailesinden ayrı, tek başına yaşıyor. Birkaç şubesi olan mobilya satış mağazalarının zamanla kapanış nedeni de bu idi. Fenerbahçe ve spor sevdası, geçmiş yıllarda çok iyi durumda olan mobilya işinden, ekonomik durumundan, ailevi hayatından, sosyal yaşamından, hatta sağlığından bile birçok kayıplar yaşamasına sebep oldu. Ama o hâlâ, bir katını mükellef bir Fenerbahçe Müzesi haline getirdiği evinde, ertesi günle ilgili programını yapar ve kendi spor dünyası ile vaktini geçirir. .

Dünyada hiçbir kulüp taraftarının sahip olamadığı bir resim ve pankart arşivine sahip olan bu müzede, başta Fenerbahçe anıları olmak üzere 150.000 civarında hatıra ve fotoğraf var. Dünyanın dört bir yanında, birbirinden efsane isimle, en önemli stadyumlarda çekilmiş fotoğraflar… Orada gördükleriniz, zaman zaman Paşalı Birol’un müzesini ziyarete gelirler.

Paşalı Birol’u sadece tribünlerde görmezsiniz. Uzun yıllardır binlerce kilometre yol kat edip, kendi kendine üstlendiği, bundan çok daha kutsal bir görevi ifa eder. Hastalanan veya ömrünün son dönemini huzurevlerinde geçiren, sporcuyu, idareciyi, sanatçıyı ve tribün insanını ziyarete gider. Onların dertlerini dinleyip, gerekli kişi ve kurumlara bildirerek yüzlerce önemli ise imza atmıştır. Ziyaret ettiği isimler meslek hayatlarında aktifken, herkes tarafından aranan, ilgi duyulan kişilerdi. Fakat bu durumdayken onları arayıp, yanlarına gelen insan sayısı ancak tek elin parmaklarıyla ifade edilir. Paşalı Birol, bu güzel meşgalesi için ülkenin her köşesine gitti, hâlâ da gidiyor.

Bundan başka, ünlü-ünsüz demeden bu dünyaya veda eden spor veya sanat adamlarının cenazelerinde yer alır. Günün birinde hepimizin çıkacağı bu son yolculukta kimseyi yalnız bırakmamıştır. Aramızdan ayrılıp ahirete göç eden bu insanları, yakınları bile yılda birkaç kez zor ziyaret ederken, Paşalı Birol, yaptığı tarih listesine göre kabristanı defalarca ziyaret eder.

Paşalı Birol, başta Fenerbahçe büyükleri olmak üzere viran durumda olan pek çok mezarlığın yapılmasına ön ayak oldu. Fakat ziyaretlerini yalnızca Fenerbahçe ile sınırlı tutmaz, hemen bütün spor dünyası ve sanatçılar onun listesindedir. Genç yaşta hayatını kaybetmiş taraftarlara da uğrar. İstanbul dışı vilayetlere dahi giden ve mümkün olduğunca kabirlerin bakımını yapan Paşalı Birol, ailelerin hayır duasını alır.

Her sene aynı tarihte Çanakkale şehitlerine gidip, dualarını eder. Anıtkabir ve Atatürk ziyaretlerini asla aksatmaz. Özel günlerde veya müsabakalarda daima Büyük Atatürk’ü anma adına yaptırmış olduğu pankartları sergiler.

Bu işleri yaparken (bazıları çok önemli kişiler olan) tanıdıklarından hiçbir yardım ve menfaat beklemez. Cebindeki belediye otobüsü kartı ile kar-kış demeden koşturur. Artık pek de sağlıklı olmayan bacakları ile mezarlık yokuşlarına dinlene dinlene tırmanır. Onu beklediklerini düşündüğü eski dostlarına, vefa borcunu ödemeye gider…

Bırakın ülkemizi, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir vefa adamı yoktur.

2 aydır yaşanan bu virüs olayında, 65 yaşın üzerindeki herkes gibi o da evde hapis kaldı. Zaten 20 senedir tek başına idi. Şimdi yine yalnız ve evde kapalı… Bu kadar herkese koşturan, bu denli kendini adamış bir insanı, bir telefonla olsun arayıp hatırını sormak, kaç kişinin aklına geldi acaba? Dün bunu düşündüm ve derhal telefona sarılıp kendisini arayarak, ona olan borcumuzu ödeyemeyeceğimizi anlattım. Bu esnada, aranmama konusunda bir hayli üzüntülü olduğunu fark ettim. Haklıydı da…

Bir telefon… İyi mi? Hasta mı? Bir şeye ihtiyacı var mı?

Paşalı Birol, güzel olan her şeyi hak ediyor. Kaldı ki istediği sadece manevi destek. Ben de onun için bu satırları yazmayı borç bildim… Kim olursa olsun, taraftar, sporcu, yönetici; bütün dostlardan, Fenerbahçelilerden bir ricam var. Bu büyük vefa adamına, Paşalı Birol’a borçlu kalmayalım. Bir telefon, bir teşekkür, borcumuzu ödemeye yeter…

Her şey için teşekkürler, Paşalı Birol. Çok yaşa!

Fehmi Merdoğlu

Bir Vefa Abidesi : Paşalı Birol” için bir yorum

  1. Paşalı Birol 40 yıl kadar önce ilk kez futbol maçları ile haşır neşir olmaya başladığımdan beri gördüğüm bir isim. Fenerbahçe tutkumun oluşmasında rol oynayan faktörler arasında muhtemelen O’nun payı da vardır. Örneğin şu pankart bana Fenerbahçeliliğin ne demek olduğunu öğretmiştir ben çocukken:
    “Sevgi, saygı, kardeşlik: İşte Fenerbahçelilik”
    Ya şu pankart:
    “Zevkler ve renkler tartışılmaz. En büyük takım en çok şampiyon olan takımdır. O da Fenerbahçe’dir”
    Peki şuna ne demeli:
    “Fenerbahçe’nin büyüklüğünü tartışanlarda akıl aramak aptallık olur”
    O günün şartları için geçerli olan:
    “12 > 6+5”
    Bu pankartlar kimi zaman tüm tribünü kaplayacak ebatta, tam TV kameralarının önünde karşıma çıkar ve hep aynı şekilde son bulurdu:
    “Paşalı”
    Çok geçmedi Paşalı’nın kim olduğunu, neye benzediğini gördüm. Ufak tefek, gözlüklü, gösterişsiz bir adam!.. Ama o adam ki, bugün artık çok daha iyi anlıyorum, koskocaman bir devdir. Fenerbahçe’ye hizmeti dokunmuş bir isim vefat mı etti, cenazesinde elinde kartona yazılmış mesajı ile Paşalı oradadır. Eski bir başkanımızın 20. ölüm yıldönümü müdür, mezarının başında Paşalı vardır kartona yazılı mesajı ile. Galatasaraylı, Beşiktaşlı bir değer mi hatırlanacak, genç bir fidan mı öldü takımımın peşinde, bir sanatçıya vefa borcu mu hissedildi, Paşalı oradadır. Ondaki yürek, sevgi, vefa başka kimsede olabilir mi diye düşünürüm de, cevabım hep hayır olur. Fenerbahçe’nin evinde birkaç heykel vardır bu kulübün değerlileri için dikilmiş: Atatürk büstü, Lefter heykeli, Alex heykeli. İşte bunlara ilave olabilecek bir sembol isimdir Paşalı Birol. Fenerbahçe taraftarının kulübüne olan sevgisini temsil edecek bir “Paşalı Birol: Büyük Fenerbahçe taraftarı” anıtı. Bu camiaya yakışır.
    Birçol kez elimin ucuna kadar gelmiştir de hakkını veremem diye kaçınmışımdır yazmaktan. Fakat sağolsun sayın Merdoğlu bu güzel yazıyı kaleme almış, artık durmak olmaz. Fehmi Merdoğlu’na çok teşekkürlerimle beraber ben de diyorum ki:
    Paşalı Birol’un hakkını hiç bir insan evladı hiç bir şekilde ödeyemez ama bu kelimelerim minnet duygularımın ufak bir ifadesi olarak kabul edilsin. Sen çok yaşa Paşalı Birol!

Bir Cevap Yazın