Türkiye’de Henüz Yetişmemiş Eşsiz Futbol Yıldızımız Bekir

Bedri Gürsoy’un futbolcu portreleri serisinde sıra Fenerbahçe altyapısından çıkıp Avrupa futboluna damga vuran “Bombacı” Bekir Rafet Teker’de… Tuncay Yavuz aktarıyor. Keyifli okumalar…


Ben ona “Karabomba” adını koymuşumdur. Bekir ve Bekir’in şutu hasım kalesi içinde bomba gibi patlar.

Bekir’in vuruşlarının top üzerinde kendine mahsus tek bir sedası vardır. Ben birçok vuruşlar arasında bakmadan Bekir’in şutlarını tanıyabilirim.

Bekir, dünya üzerindeki futbolcuların en çetinlerinden biridir. Onda yaradılış itibariyle aklın alamayacağı bir kuvvet ve bünye dayanıklığı vardır.

Her türlü fena bakımlara rağmen Bekir’in vücudu sarsılmaz. Bu futbolcu sabaha kadar uykusuz kalır; eğlenir, içer. Ertesi gün maça çıkar, en güzel oyunlarından birini oynar, yıldırım gibi koşar, aslan gibi çarpışır, goller atar. Bekir’in bünyesi çelik gibidir. Mesela Bekir hastadır. Ateşi 39. Doktorlar yataktan çıkarsa tehlike olduğunu söylerler. Bekir doktorlara güler, yataktan fırlar, soyunur, futbol sahasına koşar, harikalar gösterir. Üstüne de buz gibi bir duş…

Bekir’in hastalığı geçmiştir artık. Demir gibidir.

Çok seri koşar. Koşarken vücut çalımı yapar. Yüzlerce futbolcu gördüm, Bekir gibi vücut çalımı yapan birine daha rastlamadım. Bir buçuk saatlik oyunun her dakikasında Bekir’de gol ümidi kırılmaz. Bekir’in pasları ileri ve ölçülüdür. Yanındaki oyuncuyu ister istemez iyi onatır. Bu çocuğun yanında oynarken ben derdim ki: “İnsan bu yaman oyuncunun yanında gözü kapalı bile oynar…” Bekir çok iyi demarke olur, iyi yer tutar. Pası çeker. Bekir deplasmanlarda harikadır.

Bekir en büyük maçlarda bile heyecan nedir bilmez. Birçok mühim maçlarda dikkat ederim, biz on oyuncu heyecandan sapsarı kesilmişizdir. Bekir’in kılı bile kıpırdamaz; dünya umurunda değildir, o oyununu bilir, golünü tıkar. Oyunun son dakikasına kadar soğukkanlılığını bozmaz. Bekir her vaziyette şut çeker. Koşarken, çalım yaparken… Bekir’in şutları çok sıkıdır. Bekir kaleye şut çekerken köşe hesaplamaz. Kaleciye, “Tutabilirsen tut” der gibi demir şutunu yollar. Top bir kere kaleyi buldu mu kafidir. Artık onu kaleci tutamaz, tutmak isterse kendi de kalesinin içerisine  yuvarlanır. Bekir’in pantolonunu çekerek attığı penaltılar yamandır.

Bekir’in zihnimde ve Türk futbol tarihinde yer bırakan birçok maç hatıraları vardır.

Hangi birini anlatayım bilmem ki. İttihatspor – Fenerbahçe maçındaki tek başına kuvvetli Fener müdafilerini bir bir geçerek arka arkaya attığı 2 gol. Paris’te Çek kalesine soktuğu 2 gol. Burada Slavya’ya attığı ve bütün takımımıza maneviyat verdiği ilk gol.

Sofya’da Bulgarlar’a attığı goller. Ne bileyim ben, daha dolu yararlıklar.

Bekir’i daha nasıl anlatayım? O yalnız futbolcu değildir. Koşucu ve atlayıcı bir atlettir de aynı zamanda.

Atletlerimiz aylarca çalışır, uzun atlama rekoru yapacaklar diye. Bekir futbol ayakkabısı ile bir atlar, yeni Türkiye rekoru yapar.

Bekir dünyanın meşhur futbolcuları gibi yetişseydi kimbilir ne olurdu? Hiç şüphe yok ki bir oyununa binlerce lira alan dünyanın en meşhur oyuncuları onun yanında hiç kalırlardı. Zira Bekir’in mayası sağlamdır.

Bekir mert bir arkadaş, uysal bir çocuktur.

Ne yazık ki görüp göreceğimiz bu tek futbol kahramanımızın biz kıymetini bilmedik, Almanlar bildi. Almanlar 1928 Olimpiyat’ında, Amsterdam’da bu kıymetli oyuncuyu “Bekir, Bekir” diye kucaklayıp yanlarına oturttukları zaman gözlerim yaşarmıştı. Ona onlar kıymet veriyorlardı. Dediler ki “Bekir Türk olmasaydı milli takımımızın en yüksek oyuncusu o olacaktı!”

Sözün kısası, Bekir gibi bir futbolcu Türkiye’de yetişmemiştir. Ne de yetişir artık bu gidişle.

Bedri Gürsoy

Bir Cevap Yazın