Fenerbahçeliler Cemil Topuzlu Paşa’ya Geciken Borçlarını Ödüyor

Fenerbahçe Stadı’nın tarihteki ilk belgeleri, Barış Kenaroğlu tarafından bir ay evvel bu sayfalarda yayınlanmıştı. Değerli arkadaşımız şimdi de kütüphanesinden, o belgelerin sahibi Operatör Dr. Cemil Topuzlu Paşa’nın hatıratından ilgili bölümü aktarıyor.

Cemil Paşa gücenmekte çok haklı… Ruhu şâd olsun; biz bundan sonra kendisini unutmayacağız. Keyifli okumalar…


Meşrutiyet ilanı

1908 sonları idi. Meşrutiyet ilan edileli pek az olmuştu, Çiftehavuzlar’daki köşkümde bir garden parti tertip etmeyi düşündüm. Bu müsamerenin hasılatını siyasi suçlarından dolayı sürgüne gönderilip geri dönmüş bulunan mağdur vatandaşlarımıza verecektim.

Köşküm yerli ve ecnebi bir çok şahıslarla hınca hınç dolmuştu, hatta hürriyet kahramanlarından Niyazi Bey merhum da meşhur geyiği ile beraber gelmişti. Bu geyik adeta bir nevi sembol idi, hatta uğur getirdiği için Niyazi Bey’in taburu ile beraber askeri yürüyüşlere de iştirak ediyordu.

Bu müsamerede Adliye Nazırı olan Manyasizade Refik Bey merhum ve eski saray harem ağası Tahsin Nejat Efendi (yakın zamanda ölen bu zat çok değerli bir edip, hoca ve muharrirdi) kürsüye çıkıp hürriyet hakkında pek alkışlanan nutuklar söylediler. Halk bu iki katibi omuzları üzerinde taşıdı.

Siyasi mağdurlar için de sekiz yüz altın gibi mühim bir para toplandı. Bu parayı ertesi günü onlara dağıttım.

Türkiye’de de futbolun ilk yılları

Garden partiye gelenler arasında Moda’da oturan zengin İngilizler ve ezcümle Mösyö Vitol da vardı. Bahçede gezinirken, Vitol bana şunları söyledi:

“Paşa, çok şükür, hürriyete kavuştunuz, bundan sonra gençlerinizin toplanması daha kolay olur. Görüyorum ki sizde futbol merakı henüz başlamak üzere, halbuki bu spor İngiltere’de umumi ve milli bir oyun halini almıştır. Futbolun, ırkın ve gençliğin tekamülü için de büyük faydaları vardır. Türkiye’de de futbolun gençlik arasında ilerlemesini arzu ediyorum. Bu itibarla Kadıköy cihetinde bir stadyum kuralım, hem halka futbolu sevdirmiş, hem de bu oyunu ilerletmiş oluruz, ve kulübün müessisleri, yani bizler maddeten istifade ederiz” dedi.

Yanımızda Arif Hikmet Paşa vardı, o da Mösyö Vitol’un mutalaasına iştirak etti. Böylece ertesi günü köşkte toplanıp bu meseleyi müzakere kararını verdik. Toplantıda bulunup stadı kuran zatlar şunlar:

Eski Bahriye Nazırı Arif Hikmet Paşa, Mösyö Vitol ve akrabasından birkaç İngiliz, Mösyö James, İngiliz lakabıyla maruf Rıfat Bey, Server Paşazade Ziya Bey ve ben.

Fenerbahçe Stadının yapılışı

Müzakere esnasında tasavvurumuzu kuvveden fiile çıkarmayı kararlaştırdık. İlk iş olarak stad yapılacak bir yer istedik. Ben, Yoğurtçu’daki hazinei hassaya ait tarlayı ileri sürdüm. (Şimdiki Fenerbahçe Stadı). Arkadaşlar teklifimi pek muvafık buldular. Fakat:

“- Orasını nasıl elde ederiz” dediler. Kendilerine:

“- O benim bileceğim şey… Yarın saraya gider, Padişah’tan tarlayı isterim” cevabını verdim.

Stad yerini bulduktan sonra, sıra para bulmaya geliyordu. Mösyö Vitol:

“- Yapılacak stadın etrafını tahta perde ile çevirmek, zemini tesviye etmek, stadyum binasını yapmak ve bunu teftiş etmek için en aşağı 3.000 altına ihtiyaç vardır” dedi.

Onu da aramızda tedarik etmeyi düşündük. Hisseme 250 altın düştü. Arif Hikmet Paşa buna yakın bir meblağ verdi. Türkler’den bizden başka kimlerin para verdiğini hatırlamıyorum. Yalnız İngilizler, mevcut parayı 3.000 altına iblağ ettiler. Kurduğumuz teşekküle de şu ismi bulduk : İttihat Kulübü.

Ertesi gün saraya gittim. Başkatip Cevat Bey’i gördüm. Ne için geldiğimi anlattım. O sırada Sultan Hamit, mevkii sarsıldığı için, her talebi is’af ediyordu. Bu sebepten, Hünkârın, tarlayı vereceğine emindim. Fakat, Cevat Bey huzurdan dönünce:

“- Efendimiz buyuruyorlar ki hazinesi hassaya ait olan emlaki isteyenler bir iki tane değildir. Daha geçen gün, Cemil Paşa Ahmet Rıza Bey ile gelmiş ve Kandilli’deki Adile Sultan Sarayı’nı mektep yapılmak üzere bağışlamamı rica etmişlerdi, verdim. Bu talepler tevali ettikçe, elde hazinei hassaya ait bir şey kalmayacak!”

Umduğum çıkmamıştı. O zaman aklıma derhal bir çare geldi:

“- O halde senevi 30 altına tarlayı kiralamamıza efendimiz müsaade buyursunlar” dedim.

Cevat Bey tekrar huzura girdi. Dönüşte:

“- Efendimiz, buna diyeceğim yok, buyuruyorlar!” cevabını getirdi.

Böylece, Kadıköyü’ndeki İttihat Kulübü namına, mevzuu bahs tarlanın 20 veya 30 sene müddetle kiralanması hakkında irade sadır oldu. Hemen kontratı yaptık. Doğruca Mösyö Vitol’ü buldum. Onun ile beraber işe başladık. Birkaç gün sonra tarlanın etrafına tahta perde çekmiştik. Kış yaklaşıyordu. O sahada ise hiç ağaç yoktu. Hemen köşkümün bahçesinden 20 tane çınar ağacı çıkarttım, sahanın kenarlarına diktirdim ki bugün orada gördüğünüz ağaçlar bunlardır. Binayı da yaptırdık.

Fenerbahçe Stadında ilk maçlar

Bu suretle futbol oynanmaya başlandı. Fakat seyirci, yani hasılat yoktu. Halk futbola rağbet etmiyordu. Mösyö Vitol kar edeceğimizden bahseylemişti amma yerin kirası bile çıkmıyordu!

Bu vaziyet umumi harbe kadar devam etti. Umumi harp başlar başlamaz, araya karışan hadiseler yüzünden, sporla uğraşacak vakit bulamadık. Ben de Avrupa’ya gittim. Kulübe, Kara Kemal el koymuş. Adını da İttihat Spor Kulübü yapmış.

İşte, bugünkü Fenerbahçe Stadyumu’nun tarihçesi…

Yalnız, zannedersem, Fenerbahçe Kulübü bu hakikati pek bilmiyor. Çünkü müteaddit defa yapılan toplantı ve senei devriye merasimlerinde bir kerecik olsun, beni davet etmek lütfunda bile bulunmadılar! Halbuki gönül, gençliğin kadirşinas olmasını ne kadar istiyor.

Operatör Dr. Cemil Topuzlu Paşa

Bir Cevap Yazın