Otomobil Nuri

Bedri Gürsoy‘un yazdığı ve sitemizde yayınlanan sporcu portrelerini severek okuduğunuzu tahmin ediyoruz. Şimdi de Fenerbahçe’nin kuruluş yıllarından beri içinde olan bir ismin, Nasuhi Esat Baydar‘ın serisine başlıyoruz. Tabii onun yaşı Bedri Bey’den daha büyük olduğu için yazdıkları daha eskiye gidiyor. İlk sırada Otomobil Nuri var. Keyifli okumalar…

Fenerbahçe Tarihi Çalışma Organizasyonu


Mükemmel Bir Sporcu Örneği

Bu lâkabı (Otomobil lâkabını) ona kim ve ne için vermişti, hatırlayamıyorum. Belki yay gibi esnek vücüdile karaca gibi sektiğinden kinaye, ve, “teşbihte hata olmaz” diyen bir münasebetsiz, otomobil kadar hızlı koştuğuna bakarak, kusursuz bir insan olan Nuri’yi makineye, intizamla işleyen motora benzetmişti. Tuhaf, fakat “otomobil” lâkabı beğenilip tutulduğuna göre, ihtimal ki, doğru benzetiş!

Lâkin Nuri de gerçekten çok süratli, muayyen vazifesini muayyen şekilde yapan bir futbolcu idi. Bir zamanlar, o sağ açık, ben sağ iç, yan yana oynardık. Koşular atletizmin severek tatbik ettiğim bir şubesi olduğu için iyi koştuğum halde, o dribling yaparak sahanın sağ çizgisi hizasından korner köşesine doğru topu götürürken, pas verir ümidile, kendisini zor takip ederdim. Ancak kısa pas nedir bilmez ve köşeyi bulduktan sonra topu kalenin iki direği ortasına kandillerdi. Sür’at ve intizam; Nuri’nin “otomobil”liği, işte buradan geliyordu.

Otomobil Nuri’nin Transferi

Nuri, Fenerbahçe’ye, bu kulüpten birkaç yakın arkadaşının delâletiyle, “Altınordu”dan gelmiş ve gelirken o kulübün bazı oyuncularını da beraberinde getirmişti. Zannederim ki, Fitil Nuri ile Sadık bunlardandı. Bizler, o devirde, kulüp değiştirenlere, lehimizde de olsa şüpheli gözle bakardık. Fakat Nuri’nin açık yürekliliğini, uysal mizacını, teşebbüs kabiliyetini kısa zamanda takdir etmiş, kendisini en güvenilir arkadaşlar arasına almıştık.

Nam-ı Değer Otomobil Nuri

Nuri güzel fikirleriyle idarede çok faydalı bir unsur, sporda kudret ve faaliyetiyle daime aranılan bir oyuncu, genç yaşına rağmen umumi hayattaki muvaffakiyetleriyle gıpta edilen bir iş adamıydı. Maç günleri tiril tiril gömleğini, ütülü pantolonunu, boyalı kunduralarını çantasında getirir, giyinir, taranmış saçları ve neş’eli şehresiyle taze bir çiçek gibi sahaya çıkardı. İdare Hey’etinde muhasebeci idi. Defterleri, makbuzları, ödeme emirleri de ruhundaki intizamın timsali, tertemiz, çizisiz, kazıntısızdı. İdare ettiği kereste fabrikasında da sporcu ve idareci Nuri’nin bütün iyi vasıflarını görürdük. Futbolumuzda bir dönüm noktası teşkil etmiş olan ilk Slavya maçlarını tertip ederken Nuri’nin para yardımı olmasaydı bu tehlikeli işe giremezdik. Şimdiki teşkilatın ilk kademesi olan “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı” Nuri’den çok istifade etti.

İşlerim yüzünden, Fenerbahçe idaresinde bulunmadığım bir devrede, bilmem ne sebeple, belki de ilk göz ağrısı olduğu için, Nuri tekrar “Altınordu”ya döndü. Şişmiş boğazına baktırmak üzere bir apartmanın dördüncü katındaki tedavihaneye bir hamlede çıktığı için nefesi tıkanıp kalbi duruverdiği günden beri yüreklerimizde dinmeyen bir sızı bıraktı. Nuri sporla spor idareciliğini ve hayat mücadelesinde yılmazlığı birbiriyle uzlaştırmış olan nadir insanlardan biri idi. Çok zamansız, çok genç ölümü sporumuz için telafi olunmaz bir kayıptır.

Nasusi Baydar

Bir Cevap Yazın