Nasuhi Ağabey

Nasuhi Ağabey

Bugüne kadar Nasuhi Baydar‘ın hep başkası hakkında anlattıklarını dinledik. Bugün sıra kendisinde… Bedri Gürsoy, kendi deyişine bakarsak Nasuhi ağabey ile bir röportaj gerçekleştirmiş. Tuncay Yavuz bize bu sohbeti aktarıyor. Keyifli okumalar.

Fenerbahçe Tarihi Çalışma Organizasyonu


Memleket Sporunun Otuz Senelik Kıymetli Emektarı B. Nasuhi Baydar diyor ki:

“Uzun seneler geçen faal ve gayri faal spor hayatımda bir ‘spor telakkisi’ edindim. Bu telakki açık havada bedeni terbiyeye ve gıllügışsız arkadaşlık esaslarına dayanır…”

(Spor yapayım derken kendilerini sporun kuvvetli cazibesine kaptırarak tahsillerini ihmal eden zavallı gençlere acırım…)

Yazan: Bedri Gürsoy

Nasuhi Ağabey

Nasuhi Baydar (mebus, edib ve gazeteci) bugüne kadar spor hayatının otuz seneye yaklaşan uzun yolu içinde Türk sporuna bin bir emek sarf ederek hakkiyle hizmet görmüş, ideal, münevver, amatör bir sporcu örneğidir. Faal olarak yaptığı sporlardan maada, çok mukteda bir idareci olarak tanınan, bugün dahi hala sporumuzun selameti yolunda durmadan için için çalışan bu çok değerli şahsiyetin bütün bunlardan maada öteden beri spora müteallik yazdığı yazılardan büyük bir alaka duymuş ve daima istifade etmişizdir.

Nasuhi Baydar, beynelmilel mahur futbol yıldızlarımızdan Fenerbahçeli Alaeddin’in ağabeyidir. Alaeddin’in yetişmesinde çok emeği vardır. Fenerbahçe Kulübü’nün müessislerindendir. Kulübünü sOn derece sever. Fenerbahçe’nin en buhranlı zamanlarında büyük bir feragat ile canla başla çalışmış çabalamıştır. Onun kulübüne yapmış olduğu büyük hizmetleri hakiki Fenerbahçeliler hiçbir zaman unutamazlar, daima minnet ve şükranla yadederler.

Kulüpte biz küçüklere o nazik ve kibar tavrı, güler yüzü ile öyle candan ve müşfik bir alaka gösterir idi ki, bundan dolayı ona Nasuhi ağabey derdik. Bugün de onun yanında küçük bir sporcu ve Fenerbahçeli kalan bizler kendisine hala iftihar ve hürmetle ağabey demekteyiz.

Nasuhi Baydar sporun hakiki gaye ve manasını esasından bilerek bu yolda yürüyen bizde ender yetişen kıymetli spor mütehassıslarımızdandır. Spor nedir? Sporcu kime derler? Spor ve kulüp arkadaşlığı, samimiyeti, tesanüdü nasıl olur? Bütün bunları Nasuhi Baydar’dan sorup öğrenebiliriz. (Ben Nasuhi Baydar’ın ne derece içten bir sporcu ruhu ve karakteri taşıdığını, merhum büyük sporcu Galip’in cenazesini yağmurlu, çamurlu, fırtınalı o berbat havada hendeklerden bata çıka kulüpten ta kabristana kadar takip ettiği ve sık sık omuzunda taşıdığı zaman daha iyi ve tamamile anlamıştım. O gün yanımdaki arkadaşlarıma şöyle demiştim: “İşte, kadirşinas, arkadaş ve hakiki bir sporcu numunesi daha!…”)

Spora müteallik sorduğum suallere Nasuhi Baydar bakınız, ne manalı, ne dikkate şayan ve ibret alınacak cevaplar veriyor:

Sporculuk Hatıraları

  • Kaç sene, hangi kulüpte ve mevkide futbol oynadınız ?
  • 1908’den 1917’ye kadar Fenerbahçe Spor Kulübü ikinci ve birinci futbol takımlarında sağ iç ve sağ açık mevkilerinde zaman zaman oynadım.
  • En kuvvetli sporculuk hatıranızı anlatır mısınız ?
  • En kuvvetli sporculuk hatıram ! Lakin hangisini kaydedeyim? Anladığım manada “sporcu” için sporun heyeti umumiyetdi ve en kuvvetli hatıralardan örülmüş nefis bir kumaşa benzer. Şayet, bende sporculuğumdan kalan en kuvvetli intibaı soruyorsanız, tereddütsüz itiraf edeyim ki, büyük annemi ikna ederek satın aldırdığım futbol kunduralarını, çoraplarını, pantolonunu ve Fenerbahçe’nin sarı-beyaz yollu ilk formasını giyip takımdaki yerime geçtikten sonra müsabakaya başlanmak üzere hakemin düdüğünü öttürmesini beklediğim unutulmaz dakikadır.

Sonra kulübümün zaferlerine iştirak ettim.

Daha sonra, bisiklet yarışlarına girdim, atletizmin her şubesiyle uğraştım. Yüzdüm, tenis ve kriket oynadım. Voleybol, basketbol, hentbol, vaterpolo, hokey, patenli hokey, ski yaptım. Otomobil kullandım. Spor yazıları yazdım. Bizdeki acayip spor idareciliğinde ekseriya “ihtilafları izleye çalışan adam” vazifesi gördüm ve böylece kendime mahsus bir “spor telakkisi” edindim. Bu telakki açık havada bedeni terbiyeye ve gıllügışsız arkadaşlık esaslarına dayanır. Bu telakkinin de en doğrusu olduğuna şundan dolayı inandım ki kırk beşi geçmiş olmama rağmen – tahtaya vurunuz yahut maşallah deyiniz – kendimi her vakitki gibi zinde hissediyor ve “arkadaşlar” arasında bildiğim “arkadaşlık”ın cari olduğunu görüyorum. Bir diş hastalığından kalkmamak üzere yatağa düşmüşken beni ölümden kurtaranlar onlar olduğunu nasıl unutabilirim? Ve yine nasıl unutabilirim ki rahmetli Galip’i fırtına arasında edebi istirahatgahına kadar omuzları üstünde teşyi edenler bahsettiğim telakkiye sahip binden fazla arkadaştı?

Bizde Spor

  • Bizde profesyonelliğe taraftar mısınız?
  • Spora amatörlük gibi profesyonelliğin de bir realite olduğunu kabul etmek lazımdır. Fakat bizde profesyonelliğe taraftar olmadığımı bundan evvelki suale verdiğim cevap kati derecede izah eder sanırım. Zira, bence spor gaye değil, vasıtadır; sıhhatli, neşeli, azimli kalmak vasıtası. Ancak, spor yapayım derken kendilerini sporun kuvvetli cazibesine kaptırarak tahsillerini ihmal eden gençlerden bazıları nihayet profesyonellikte karar kılarlarsa bu gibileri önünden kaçınılmaz bir kazaya uğramış addeder ve bu zavallılara acırım. Profesyonellerin tek özürü bundan başka bir şey olamayacağı gibi kendilerini terbiye için tek çare de profesyonel olduklarını ilandan ibaret değil midir? Bu itibarla diyebilirim ki, gizli profesyonelliğe apaçık profesyonelliği tercih ederim.
  • En kuvvetli futbol devrimiz sizce hangi tarihtedir ?
  • Futbolcularımızdan yenilerini pek tanımıyorum. Eskilerden beğendiğim işte birkaç isim : Galip, Arif, Emin, Bülend, Alaaddin, Said Salahaddin, Kamil Sporel, Hasnun, Bekir… Fakat, bunlar daha çok yukarıda bahsettiğim « telakki » ye göre seçilmiş isimlerdir.
  • Bizde futbolun en kuvvetli devri hangi tarihtedir ?
  • En kuvvetli futbol devrimiz « Slavya »nın İstanbul’a geldiği ve « Türk milli takımı »nın 1924 olimpiyatlarına iştirakten sonra Şimal memleketleri turnesi yaptığı birkaç senelik devirdir.

Binbir işinin arasında, yine o eski mütevazı ağabey şefkatini göstererek suallerime cevaplar vermek lütfunda bulunduğundan dolayı bay Nasuhi’ye bütün kalbimle teşekkür ederim.

Bedri Gürsoy / Nasuhi Ağabey

Bir Cevap Yazın