Menü Kapat

Kuru Gürültü

Kuru Gürültü

1959 öncesi şampiyonluklar konusunda Fenerbahçe’nin tezine karşı çıkanlar, belge ile görüş arasındaki farkı bilmedikleri (veya daha kötüsü, bilip de bilmezden geldikleri) için, sağdan soldan topladıkları gazete kupürleri ile geçmişi silmeye çalışıyorlar. Tabii mızrak çuvala sığmıyor… 1930’lar ve takip eden yıllarda Türkiye’de spor dergiciliği gerçekten oldukça üst seviyedeydi. O dergilerden biri olan “Top”ta yazan (meşhur Galatasaraylı ve sonraki yılların kulüp başkanı) Ulvi Yenal, Milli Küme’nin başlamasına itiraz edenlere “Kuru Gürültü” diyor.

Fenerbahçe Spor Kulübü’nün başvuru detaylarını bilmediğimiz için hukuken bir yorum yapmak mümkün değil fakat bugün gelinen noktada Fenerbahçe’nin bu konudaki tarih tezinin tartışılacak bir tarafı yok. Belgeyse belge, bağlamsa bağlam… Bununla beraber, aşağıdaki görüş de çok kıymetli.

Dönem kaynaklarını aktarmaya ve bu organizasyonların ne kadar “ciddi ve ulusal” olduğunu ispat etmeye devam edeceğiz. Kuru gürültü istediği kadar devam edebilir. 1959 öncesini inkar, devleti inkardır!

Fenerbahçe Tarihi Çalışma Organizasyonu


Milli Küme Başlıyor

Bulgarca spor gazetesinin genç baş muharriri Ivan Seleviev ile otelin salonunda konuşuyoruz. Meşhur Fransızca Auto gazetesi baş muharriri Henri Desgrange’ın talebesi olduğunu, Fransa turunu müteaddit defalar bizzat takip ettiğini anlatıyor. Bahis, dönüp dolaşıp (Milli Küme) işine intikal ediyor. Muharrir, güler bir yüzle:

  • Bu sene biz de (Milli Kümeyi) kabul ettik. Birkaç seneden beri (Milli Küme) teşkili için gazetemde müthiş bir mücadele açmıştım. Nihayet muvaffak olduk. Bu seneki lik maçları (Milli Küme)ye alınacak kulüpler için esas olacak. Monoton lik maçları bütün ehemmiyetini kaybetmişti. Şimdi büyük bir canlılık olacak.

Muharririn bu sözleri üzerine Bulgaristan’ın en kuvvetli takımı Levski’nin niye ikinci takımını lig maçlarına bırakıp da Baltık turnesine çıktığını ve yine niye bu sene lig maçlarına büyük bir ehemmiyetle başlamakta olduğunu hatırlıyorum.

(Milli Küme)yi herkese empoze eden bu neş’eli muharririn sözleri, canımı sıkıyor ve sadece:

  • Bizde henüz kabul edilmedi, diyorum ve düşünüyorum:

Bizde de er geç kabul edilecek. 1932 senesinde, yani bundan dört sene evvel, biz de aynı mücadeleyi açmış, hatta daha birkaç nüsha evvel (Top)da zaif, yorgun bir lisanla son bir yazı da yazmıştık… Ne yazık!..

Biz de kabul edeceğiz. Fakat daha dört sene sonra… Kaybolan bu zamana yazık değil mi?

(Milli Küme) teşkili için, Sofya’dan gönderdiğim yazıda, -misal göstererek- bir mücadele kokusu yok mu?

Garip bir tesadüf eseri olarak bu düşüncelerin tesiri altında, Bulgaristan’da da (Milli Küme)nin kabul edildiğini yazdığım mektubun (Top)da çıktığı hafta aynı gazetenin başka sütunlarında bizde de (Milli Küme)nin kabul edilmiş olduğu müjdesi veriliyor…

Dört sene kaybettik, fakat gelecek dört seneyi kazandık… Zararın neresinden dönülse kardır.


Tabii her yenilik, her ileri adımda olduğu gibi, bunda da, kendi düşüncelerine göre menfaatlarının zarara uğradığını zannedenler bir itiraz sadası yükselttiler.

Halbuki, (Milli Küme) teşkili spor hayatımızda her teşekkülün, her kulübün, hatta her şahsın lehine bir harekettir. Esasen muterizler de kuru bir gürültüden başka, ufak bir sebep gösterememişlerdir.

Dört sene evvel ortaya atmış olduğumuz ve faydalarını birer birer saydığımız, mücadele ettiğimiz bir fikrin kabul edilmiş olması insana manevi bir haz veriyor. Ve bilhassa bu fikri iş olup bittikten sonra kabullenmek ve benimsemek açık gözlülüğünü gösteren kimse de meydana çıkmazsa bu haz büsbütün artıyor.

Yalnız şimdi tatbikatta isabetli davranmak, bu işi muvaffakiyete götürecek bir şekilde idare etmek lazım ve hatta şarttır.

Ulvi Ziya Yenal / 26 Ekim 1936 / Top Dergisi / Kuru Gürültü

Bir Cevap Yazın