Menü Kapat

Selahaddin Adil Paşa’nın Kararı

Selahattin Adil Paşa'nın Kararı

Fenerbahçe ile Galatasaray, 15 Mayıs 1923 tarihinde “Spor Matbuatı Kupası” finalinde karşı karşıya geldiler. “Spor Âlemi” ve “Türkiye İdman Mecmuası” dergilerinin düzenlediği turnuvanın finalinde Galatasaray, yedikleri golün ofsayt olduğunu iddia edip de sahadan çekilince Selahattin Adil Paşa’nın kararı şampiyonu belirledi. Aşağıda Vatan gazetesinde yayınlanan ve keyifle okuyacağınız maç haberi var.

Fenerbahçe ve Galatasaray’ın kıymetli oyuncuları ile beraber, Millî Mücadelemizin kahramanı Selahattin Adil Paşa’yı saygı ve rahmetle anıyoruz. Nur içinde yatsınlar…

Fenerbahçe Tarihi Çalışma Organizasyonu


Cuma Günkü Futbol Müsabakası

Fenerbahçe Kulübü Sıfıra Karşı Bir Sayı ile Nasıl Galip Geldi?

Saat beş buçuğu bulmuştu. Eski Taksim Kışlası’nın avlusu, bütün pencereleri, damları fesli, şapkalı, genç, ihtiyar, kadın, erkek belki on bin kişi ile dolmuştu. Ortada Galatasaray ile Altınordu’nun mütekait futbolistleri düşe kalka, inleye oflaya topun peşinde koşuyorlar, yekdiğerlerini teşvik için bağırıyorlar, bazen aralarında şakalaşıyor, gülüyor, güldürüyorlardı. Nihayet Galatasaraylılar bir gol yapmaya muvaffak oldular ve biraz sonra oyunları bitti. “Kin” şairi Emin Bülent Bey kollarını kabartarak geldi, İstanbul Kumandanı’nın elinden ihtiyarlar turnuvasına mahsus kupayı aldı.

Şimdi büyük maç başlayacaktı. Seyirci safları sıkıştı, gözler Fenerbahçe ile Galatasaray’ın birinci takımlarının görüneceği kapıya dikildi. Evvela Fenerbahçeli, sonra Galatasaraylı gençler koşa koşa meydana çıktılar. Arkalarından Hakem Mösyö “Krati” göründü. Sükût umumileşti. Spor Âlemi gazetesi sahibi Sait Tevfik Bey tarafeyn takımları kaptanlarının kulaklarına bir şeyler fısıldadı. Günün kahramanları yan yana iki sıra oldular. İstanbul Kumandanı’nın önüne kadar gelip durdular. Kumandan Paşa her birine ayrı ayrı iltifat ederek göğüslerine iki kulübün renklerini taşıyan rozetleri taktı. Takım azası yerlerine gittiler ve altıya çeyrek kala müsabaka başladı. İlk haftaymın ilk nısfı Galatasaray’ın mütemadi hücumları ve Fenerbahçe’nin şedit bir müdafaasıyla geçti. Yirminci dakikadan sonra Fener de akınlarına germi vermiş. Fakat beklenmeyen zamanlarda yaptığı gollerine alıştığımız Zeki Bey, rakip tarafın müdafaa hututu arasından bir sel gibi akan Alâeddin Bey bugün Galatasaray kalesine ancak yirmi beş metre yaklaşabiliyorlar, ya ayaklarından topu kaçırıyor yahut neticesiz şutlarla izaa-i vakit ediyorlardı. Çünkü galibiyeti akla getirmeyen Galatasaray iki seneden beri tahakkuk eden mağlubiyetlerinde olduğu gibi üç veya dört gol ile yenilmemek için hücum hattından sol açığı muavinler hattına almış ve esasen ayağından sakat olan Fenerbahçe sol açığını büsbütün ihmal ederek geri kalan dört muhacimin karşısına altı kişi ikame etmişti. Ve ne kadar mahir olsalar, dört kişinin dört muavin, iki müdafi ve bir kaleciden mürekkep olan müdafaa hattını yarıp geçmesi imkânını selb eylemişti. Binaenaleyh birinci haftaym (yukarıda dediğimiz gibi) kısmen Galatasaray’ın ve kısmen Fenerbahçe’nin neticesiz akınlarıyla geçti.

Neticeye taalluk eden cihetler itibariyle bu suretle geçen kırk beş dakika futbol kavaidi nokta-i nazarından türlü vekaile dolu idi. Tarafeyn onlarca “faul” yaptılar, oyun mütemadiyen durdu ve tekrar başladı. Hatta bir kere çirkin bir şekil almak üzere bulundu. Fenerbahçe sağ açığı Sabih Bey topu Galatasaray kalesine doğru sürerken Galatasaray muavinlerinden Edip Bey’i kazara veya ankasdin düşürdü. Edip Bey ayağa kalkar kalkmaz, Sabih Bey’in boynuna sarılarak vurmaya başladı. “Yanağına vurana öteki yanağını da arz et!” nasihat-i mesihanesine yirminci asırda kimde ittiba etmez. Binaenaleyh Sabih Bey de elini kolunu bağlayıp mütearrızın karşısında durmadı. İşe diğer müsabıklar da karıştı. Neyse takım kaptanlarının müdahalesi ile delikanlılar yekdiğerinden ayrıldı. Ama herkesin asabiyeti ziyadeleşti, etrafta ağır, korkunç bir kavga havası esmeye başladı.

İkinci haftaymda başından itibaren Fenerbahçe vaziyete katiyen hâkim olmuştu. Artık top sahanın Fenerbahçe’ye ait olan nısfına nadiren geçiyor ve oyun Galatasaray kalesi civarında cereyan ediyordu.

On sekiz dakika böyle geçti. Sıkışan Galatasaray müdafaası topu kale hattından harice attılar ve bittabi “korner”den bir ceza vuruşu verildi. Bedri Bey attı, top havalanarak Galatasaray kalesinin önüne, orada birikmiş olanların başlarının üzerine düştü ve baştanbaşa zıplamaya başladı; kaleye doğru giderken kaleci kurtardı, fakat Ömer Bey tarafından bir kafa darbesiyle kalenin sağ köşesinden içeri girdi. İlk golü Fenerbahçe yapmıştı. Derken dışarıdan birkaç kişi Galatasaray kalesine doğru koşuştular. Ve baktık ki top hakemin işaret ettiği gibi oyuna tekrar başlanmak üzere ortaya geleceğine kalenin önünde duruyor ve Galatasaraylılar sahayı terk etmeye hazırlanıyor. O zaman herkes sahaya hücum etti ve artık her kafadan bir ses çıkmaya başladı.

  • Gol!
  • Hayır!
  • Ofsayt!
  • On kişi kalenin içinde iken ofsayt olur mu?
  • Olur.
  • Nasıl olur?
  • Bayağı olur.

Artık laf ayağa düşmüştü. Altısından altmışına kadar herkes fikrini söylüyor, arada birkaç kişi (yeni bir maçın getireceği harı düşünerek): “Artık devam edilmez. Başka bir gün oynamalı” mütalaasını ileri sürüyordu. Bu keşmekeş içinde Türk sporculuğunun şerefini Selahattin Adil Paşa kurtardılar. Tarafeyni dinlediler. Hakemden iştişarede bulundular ve Galatasaray Reisi Yusuf Ziya Bey’e “Görüyorsunuz ki sahada itiraz dermeyanı usulden değildir. Müsabakaya devam ve lazımsa itirazınızı Federasyon’a bilahare arz edin” dediler. Ziya Bey: “Emredersiniz” dedi, fakat sahayı çoktan terk edip “Lokal”lerine avdet eden azayı bir türlü toplayamadı. O zaman Paşa Hazretleri selis bir Fransızca ile hakeme: “İcap eden merasimi ifa ediniz” buyurdular.

Mösyö Krati de Fransızca olarak ilan etti: “Fenerbahçe sıfıra karşı bir gol ile Galatasaray’ı mağlup etmiştir”

Bunun üzerine Paşa Hazretleri önlerinde duran kupayı Fenerbahçe takımı kaptanı Zeki Bey’e tevdi ve Fenerbahçe’yi sportmence harekâtından dolayı tebrik ettiler. İşte Fenerbahçe böyle turnuva şampiyonluğunu kazandı.

Gelelim bu vakanın cihet-i fenniyesine: Galatasaray itirazında tamamen haksızdı. Çünkü evvela: Gol “ofsayt”tan olmamıştı. Saniyen: Ofsayttan olduğu kabul edilse bile bu husustaki itiraz sahada ve başıbozukçasına değil, dünyanın her tarafında olduğu gibi oyun ikmal edildikten sonra tahriren heyet-i aidesi (mesela İstanbul Futbol Federasyonu) nezdinde teşebbüsatta bulunarak dermeyan edilmek lazımdı.

Bugünkü Müsabaka

Bugün Kadıköyü’nde İttihat Kulübü’nde saat beşte mühim bir müsabaka icra edilecektir. Tarafeynden biri üç hafta evvel Fenerbahçe’yi ikiye karşı üç gol ile mağlup eden ve sonra Fenerbahçe’ye bire karşı beş gol ile yenilen İngiliz muhtelit takımı, diğeri de İstanbul’un en kuvvetli kulüplerinden Altınordu’dur. Gençlerimize muvaffakiyetler temenni ederiz.

17 Haziran 1923 – Vatan Gazetesi


Selahattin Adil Paşa'nın Kararı

Bir Cevap Yazın