Menü Kapat

1933 Bilançosu

1933 Bilançosu

1933 yılında ilk Türkiye şampiyonluğunu kazanan Fenerbahçe’nin 1933 bilançosu Milliyet gazetesinde yayınlanmış. Keyifli okumalar…

Fenerbahçe Tarihi Çalışma Organizasyonu


Fenerbahçe’nin Şampiyonluğu

16 Kanunuevvel 933 tarihinde başlayan İstanbul futbol şampiyonası nihayetlenmiş ve Fenerbahçe kulübünün üç takımı şampiyon olmuştu. Bugünkü yazımızda, bu kıymetli kulübümüzün bir senelik mesaisi hakkında ufak bir bilanço yapacağız:

Evvela Fenerbahçeliler sene başında mükemmel denilecek bir sahaya malik oldular. Ve bu sahadan sonradır ki kulüp idarecileri bir kulübün daima payidar olması için behemehal bir antrenöre sahip olması düşüncesiyle, bütün sene gösterdiği mesaisiyle cidden takdire layık bir kimse olduğunu kabul etmek kadirşinaslığında bulunmak icap eden Her Şvenk’i aldılar ve bu seneki lig maçlarına giren Fenerbahçe takımlarını bu muktedir muallime terk ederek onun bilgisinden istifadeye başladılar.

Lig maçlarının bidayetinde Fenerbahçe ve Beşiktaş takımlarının bu sene en kuvvetli iki teşekkül olduğu derhal kendini gösterdi. Bu seneye kadar mevcut olan Fener, Galatasaray rekabeti, mevsimin birinci maçında eski şiddetini kaybetmişti. Galatasaray ilk karşılaşmada Beşiktaş’a mağlup olmuş, bundan sonradır ki maçları da bir silsilei mağlubiyet olarak tevali etmiştir.

Futbol heyetinin çok musip ve yerinde bir kararıyla bu seneki maçlara bir de B takımları ithal edilmişti. Birinci küme kulüpleri maç günlerinde mutlaka 22 oyuncu ile sahaya çıkmak mecburiyetini görünce daha fazla çalıştılar ve bu çalışmanın da semeresini gördüler.

Fazla olarak Cumhuriyet gazetesi tarafından konan kupa için bir de gençler ligi tertip edilmişti. Her kulüp gibi Fenerbahçe de bu maçlara hararetle dahil olmuş ve bu suretle senelik üç şampiyona şubesinde hummalı bir faaliyetle sahaya atılmıştı.

Haftanın iki gününde birinci ve B takımı, diğer iki gününde de genç ve dördüncü takım oyuncularını idman ettirmek üzere çalışmaya başlayan Her Şvenk mevsim başında emek verdiği bu üç takımın oyuncularında bu sene için muhakkak daima galibiyetler bekliyor. Ve diğer hasımlarına nazaran Fenerbahçelilerin daha muntazam, daha bilgili, daha fenni oyunlarını görerek memnun oluyordu.

Fenerbahçe’nin birinci devrede birinci hasmı Beykoz’dı. İlk karşılaşmada çok korku geçiren Fenerliler oyunun birinci devresinde 1-0 mağlup idiler. Bu netice Fenerlileri her seneki gibi, ilk yedikleri golden müteessir etmemiş bilakis takımın, behemehal kazanmak azmi ikinci devrede kendini göstermiş ve yedikleri bir gole mukabil kırk beş dakikada tamam beş gol yaparak galip gelmişlerdi.

Bundan sonrası da daima galibiyetlerle ilerlemiş yalnız altı maçın birinde İstanbulspor’la 1-1 berabere kalmıştı. O da gene Fenerlilerin hasma ehemmiyet vermedikleri bir günde olmuştu. Bayramda Fenerbahçe, İstanbulspor haftası yaptılar, o gün 6 golle galip gelen Fenerliler dört gün sonra nasıl olsa yeneriz diye oynadıkları lig maçında berabere kalmışlar ve birinci devrede bir puan kaybetmişlerdi.

Fenerbahçe birinci takımı galibiyetten galibiyete koşarken, onların halefi olacak genç oyuncuları da ağabeyleri gibi daima galip geliyorlar ve kümelerin en ön saflarını işgal etmekten geri kalmıyorlardı.

B takımı yaptığı 12 maçın on tanesini kazanmış yalnız iki maçta berabere kalarak tıpkı ağabeyleri gibi 34 puanla şampiyon olmuşlardır.

Cumhuriyet kupasını kazanan genç takım da yalnız bir maçında berabere kalmış diğerlerini mütemadiyen kazanarak 35 puanla o da şampiyon olmuştur.

Fenerbahçe’nin bu seneki muvaffakiyetinde hiç şüphe yoktur ki Macar antrenörün pek büyük bir hissei şerefi vardır. Memleketimize bugüne kadar gelen birkaç antrenörün içinde Fenerbahçe’nin bu antrenörü kadar çalışkan bir kimse görülmemiştir. Bir futbol hastası olan Her Şvenk, hakikaten Fenerbahçe’yi o kadar sevmiş, onu o kadar benimsemiştir ki hakiki bir Fenerbahçeli kadar, o adam da bir maçın arifesinde kulübünü, antrene ettiği takımlarını düşünüyor, onların kazanması için geceleri uykusunu da kaybediyordu. Bu vesile ile tekrar edelim, biz her kulübümüze bir antrenör edinmek için çok çalışmalarını, hatta çok pahalı olmayacak antrenörler tedarik etmelerini tavsiye edeceğiz. İşittiğimize göre Yunanistan’da birçok kulüplerin antrenörleri var. Niçin koca İstanbul’da yalnız Fenerbahçe’nin antrenörü olsun da diğer kulüplerin olmasın.

Onlar da bu mühim meselenin halli için maddi fedakarlığın çarelerini arayarak bulsunlar. İşte Fenerbahçe idarecileri cidden çok fazla çalışarak vücuda getirdikleri mükemmel stadları sayesinde cidden Balkanlarda bir eşine tesadüf edilemeyecek bir saha, üç tenis kordu bir de antrenman sahası ve yakında güzel ve büyük tribünleriyle memlekete örnek olabilecek bir eser vücuda getirdiler. Bu kadar güzel bir kulüp binasına ve çok fazla azaya malik olan Fenerbahçelilere muhakkaktır ki bir de antrenör lazımdı. Her Şvenk gibi çok çalışkan bir hocaya malik olan Fenerliler bu sene fazla ve ehemmiyet vererek çalışmanın semeresini kazandıkları üç şampiyonluk ile bilfiil göstermiş oldular.

Henüz ikmal edilmemiş şilt maçlarında Fenerbahçe’nin kazanmak ihtimali az değildir. Biraz daha gayret ederek kulüplerine şildi de kazandırmak Fenerbahçe oyuncularının erişemeyecekleri bir mesele değildir.

Yarın Vefa ile yarım kalan şilt maçı 27 dakikalık ikmal edilecek 1-0 galip mevkiinde bulunan Fenerbahçe bu maçı kazanırsa 30 Haziran’da Galatasaray ile oynayacak ve bu maçın galibi İstanbulspor’la şildi paylaşacaktır. Biz bütün samimiyetimizle Fenerbahçelileri ve Her Şvenk’i candan tebrik eder ve gelecek sene de kendilerine aynı muvaffakiyeti temenni ederiz.

22 Haziran 1933 – Milliyet

Bir Cevap Yazın