Çölde Mucize Yaratan Adam

Elkatipzade Mustafa Bey’i bundan daha iyi anlatan bir tabir olamazdı herhalde… Evet, o çölde mucize yaratan adam oldu. Fenerbahçe mucizesi! Kendisini Nasuhi Esat Baydar’ın mükemmel kaleminden okuyalım…

Fenerbahçe Tarihi Çalışma Organizasyonu


Bir Mamurenin Mimarı

Tunus’ta, babasının Cırba adasındaki malikanesinde, çiçeklerle oynarken gözlerine batan kaktüs iğneleri onu, tâ çocukluğunda, kırpışık bakışlı ve gözlüklü etmişti. Bu sebeple, futbolda, yanından geçen topu göremez, boşuna tekme sallardı. Beden yapısı da spora pek elverişli değildi : İdarecilikte karar kıldı.

Fakat idareciliğin en kahramancasını seçti : Çocuk oyuncu kâşifi oldu.

Kadıköy’ün mahalle aralarını, boş tarlalarını dolaşır, tetkik sahasını genişletip Üsküdar’a, İstanbul’a geçer, cami avlularında istikbalin futbolcularını arardı. Bir “ümid”e rastladığı zaman kıs kıs güler, kırpışık gözlerini büsbütün büzer, sanki deruni bakışlarla bir futbol harikası temaşa ediyormuş gibi, içi bez dolu meşin topa henüz vurmaya başlamış küçük hakkındaki kehanetini, bir türlü düzeltemediği çetrefil Türkçesiyle, haber verirdi:

– Göreceksiniz ya, bu çocuk iyi bir sol açık olacak!..

Yarı şaka, yarı ciddi, sorardık:

– Mustafa, neden sol açık olacak da sağ açık olmayacak?

Ve, filvaki, Mustafa Elkatip’in dediği hemen daima doğru çıkardı. Kolundan tutup getirerek kulübe yazdırdığı çocuk, günü gelir, Fener’in en ünlü sol açığı olurdu.

Mustafa, geze dolaşa, Fenerbahçe’ye nice sol açıklar, kaleciler bulmuş, bunlardan takımlar kurmuş, hepimizin beğendiğimiz meşhurları meydana çıkarmıştır. Kendi kardeşim Alaeddin’e (Alâ’ya) varıncaya kadar…

Mustafa, Tunuslu bir fes taciri olan Yusuf Elkâtip Bey’in çok müreffeh oğlu idi.

Saint-Joseph Koleji’nde talebe iken Fener’e ilk girenlerdendi.

Kulüp arkadaşlarını sık sık evine çağırır, çaylar içirir, bol biberli, bol salçalı yemekler ikram ederdi. Bu yemeklerden pek lezzetli birinin adı olan “şakşuka” aramızda tekrarlana tekrarlana, Mustafa’nın lakabı olmuştu : Şakşuka aşağı, Şakşuka yukarı…

Kara Sevda Fenerbahçe

Lâkin spor aşkı (hangi spor aşkı?) spor kara sevdası Şakşuka’ya her şeyi unutturdu.

Gündüz mağazaya, gece eve gitmeyip Fenerbahçe’nin istikbal ve hali ile meşgul olduğu günler birbirini takip etti. Mustafa artık kulüpte yatıyor, kulüpte yiyor, yalnız kulübün işleriyle alakalanıyordu.

Fenerbahçe’ye maddi veya manevi yardımda bulunabilecek kim varsa, Mustafa bunların hepsiyle dost oluyordu Filan yerde bir sandal, falan yerde iki kale filesi, şu gümrük ambarında birkaç çift spor kundurası, burada bir az tahsisat, hepsini Mustafa öğreniyor, Fenerbahçe’ye temin etmenin yolunu buluyordu.

Ve böylece, Fenerbahçe varlıklı bir müessese olurken Mustafa da kendi varlığını kaybetti, babasının mirasını bile…

Fenerbahçe Mustafa’ya neler borçlu değildir? Bunun muhasebesini değme mütehassıs tutamaz. Fakat, Mustafa bütün alacaklarını bir iki gole, bir şampiyonluğa çoktan helal etmiştir.

Vaktinden evvel kocamış, erkenden beli bükülmüş olan Mustafa Elkatip, eminim, hâlâ iki şey için yaşıyor: Altı çocuğunu yetişmiş, Fenerbahçe’yi iyice gelişmiş görmek için. Mustafa Elkatip, gayret ve fedakarlıklarıyla çölde mamureler yaratan pionier’lerden biridir.

Nasuhi Esat BAYDAR / Çölde Mucize Yaratan Adam

Bir Cevap Yazın