Kadıköylü Hasan

Nasuhi Baydar’ın futbolcu portrelerinde sıra, Türk futbolunun ilk oyuncularından meşhur Kadıköylü Hasan Bey’de… İstanbul’daki hemen bütün takımlarda top oynamış olan Hasan, bir diğer meşhur futbolcu Dalaklı Hüseyin ile beraber Fenerbahçe’nin kuruluşunda da yer almış fakat çok kısa bir süre sonra takımdan ayrılmıştı. Keyifli okumalar…

Fenerbahçe Tarihi Çalışma Organizasyonu


Cambazlık

Fenerbahçe antrenörü Bay Molnar, geçenlerde, bir stadda, futbol topu ile, çok beğenilen bazı gösteriler yapmış. Topun el, baş, sırt veya ayak vasıtasıyle, bir cambaz aleti halinde nasıl kullanıldığını henüz görmedimse de Çinlilerin değnek ve tabakla, Japonların şemsiye ile, başkalarının yuvarlak, kiminin kılıç, diğerlerinin her türlü toparlak ve tekerleklerle yaptıkları nice marifetleri seyretmiş olduğum için erbabının topla da ne hünerler gösterebileceklerini tahmin ediyorum.

Hasan’ın Tek Dostu Futbol Topuydu

Ancak, Kadıköylü Hasan’ın cambazlığı, bu neviden değildi. Yalnız futbol oynayışile münasebettardı. Alaaddin’in, S. Sadi’nin, Refik Top’un, Baron Feyzi’nin çalımlarını belki hatırlarsınız. Fakat, Hasan’ınki bunlara da benzemezdi. Kadıköyü’nün zengince bir ailesinden olan Hasan, zannederim ki, ilk tahsili bile ihmal ederek bütün melekelerini, küçük yaştan itibren, topa tahsis etmişti. Zira, inanılmayacak kadar güzel oyunile kulübünü şampiyon çıkardığı günlerde bile mahalle çocuklarının dolma meşin topunu hafifsemediğine ve bu gibi küçükler arasına karışarak bunlara benzersiz ustalığını göstermekten zevk duyduğuna kaç kere şahit oldum.

Teşbih caizse, diyebilirim ki, Hasan topla iyi bakılmış oyunbaz kedi yavrusunun fare ile oynadığı gibi oynardı. Yalnız şu farkla: Kedi yavrusu bu cümbüşten biraz sonra usanır yahut düşmanını yere serince bir köşeye büzülüp uyur. Hasan ise tek dostu bildiği toptan dakikalarca ayrılamaz, onu sağa sola, ileriye ve aklına eserse geriye, şut çekip gol yapacak durumlarda bile tekrar sağa sola, ileriye, geriye götürüp sürmek, onunla oynamaya – daha doğrusu oynaşmaya- devam etmek hevesinden kendini alamazdı.

Hünerleriyle Herkesi Büyülerdi

Football-Association’ın Amerikan futbolu gibi kamburalar, çelmeler, şarjlarla çok sert oynadığını o devirde hayatını topa bağlamış olmak onda, şüphesiz, altıncı bir his yaratmış olmalıdır ki, Hasan’ın en çetin çekişmeler arasından kendini yağdan kıl çekercesine kurtardığı, lâkin bütün bu kabalıkların acısını, keyfi isterse, karşısındakilere bol bol tattırdığı her zaman görülür ve çılgınca alkışlanırdı.

Bu kısa boylu, ince yapılı esmer adamın vücudunda yaman bir muvazene vardı. Fırlayışları, dönüşleri bir insandan umulmayacak kadar ani idi. Üç beş rakibi peşine takıp hasım kalesine doğru akarken, bir saniyede durur, geri döner ve etrafındakileri şaşkına çevirir, yine beğenilir, yine alkışlanır, oyun sonunda omuzlarda taşınırdı.

Hasan’ın Elim Sonu

Hasan, bilmem hangi sebeple, futbolu bırakıverdi. Kendini başka oyunlara, içkiye, düzensiz hayata kaptırdığı, sonra hastalandığı, servetini kaybettiği, âlil içinde yaşadığı duyuldu. Ve nihayet, sporu sıhhat ve neş’e vasıtası değil de gaye edinenlerde sık sık görüldüğü gibi unutulmuş olarak ölüverdi. Memleketimizde futbolun ilk yayılmaya başladığı günlerde birden parlayıp göztaşı gibi iz bile bırakmadan yok olan Hasan spor yapmak isterken yolunu şaşıranların elim misalidir. Allah rahmet eylesin.

Nasuhi Baydar / Kadıköylü Hasan

Bir Cevap Yazın