Fenerbahçe Rozeti

Fenerbahçe Rozeti

Bugün sizlerle ilginç bir yazı paylaşacağız. Tabii başlığa bakınca “Yahu Fenerbahçe rozeti işte, ne kadar ilginç olabilir” diyeceksiniz ama demeyin… Yönetici Talha Altınbaşak, Öz Fenerbahçe dergisinde yazdığı yazıda Fenerbahçe rozeti hakkında insanları aydınlatırken, bu konu üzerinde dönen tartışmaların, yanan Kuşdili Lokali’nde yapıldığını yazmış. Eğer bu bilgi doğruysa, 1910 olarak bildiğimiz rozet ve hikayeyi 1914 olarak değiştirmek gerekecek, zira biz o lokale 1914 yılında geçtik. Fenerbahçe’nin “kullanılmadı” şeklinde yanlış bir bilgiye kurban giden “Işık Saçan Fener” armasının da 1910’ların ortasına kadar formalarda olduğu düşünülürse… Gerçekten aydınlatıcı bir yazı… Keyifli okumalar.

Fenerbahçe Tarihi Çalışma Organizasyonu


Fenerbahçe Rozeti

Sevgili okuyucular, şüphesiz ki çoğunuz koyu birer Fenerbahçelisinizdir ve yine hiç şüphe yok ki yakasında Fenerbahçe rozeti taşıyan birisine rastladığınız zaman o şahsa karşı tıpkı bir dostunuz ve ahbabınız hakkında duyduğunuz sevgi ve alakayı duymuşsunuzdur.

Fenerbahçe rozeti müştereken sevilen bir varlığın sembolü olduğu içindir ki onu taşıyanların kalpleri arasında derhal görünmez sevgi bağları örülüverir. Sarı-Lacivert yuvaya karşı bağlılığınızın bir ifadesi olarak, göğüsleriniz üzerinde iftiharla ve sevgi ile taşıdığınız bu ufacık rozetin ifade ettiği manayı acaba hiç düşündünüz mü?

Daha doğrusu onun diğer rozetler gibi sadece bir teşekkülün sembolü olmaktan çok daha ileri bir vasıf taşıdığını ve üzerindeki her renk ve şekille büyük bir mana ifade ettiğini biliyor musunuz?

Evet Fenerbahçe rozetinin bütün renkleri ve bütün şekilleri ayrı ayrı birer mana ifade etmektedir. Yıllarca evvel Fenerbahçe’nin yanan lokalinde yapılan bir müessisler heyeti toplantısında Fenerbahçe rozetinin şekli ve manası üzerinde saatlerce süren münakaşalar yapılmış ve neticede Fenerbahçe kulübünün ana umdelerinin bugünkü rozeti ile tebarüz ettirilmesine karar verilmişti. Şimdi geliniz sizinle birlikte rozetimizin neler ifade ettiğini birer birer gözden geçirelim.

Beyaz

Evvela Fenerbahçe rozetinin en dış kısmını teşkil eden ve üzerinde Fenerbahçe Spor Kulübü 1907 yazısını ihtiva eden beyaz yuvarlaktan başlayalım. Kulübün ismini ve kuruluş yılını gösteren bu yuvarlak zemininin beyaz renkte intihap edilmesi hiç de sebepsiz değildir. Renklerin dünyanın hemen her yerinde ifade ettikleri birer müşterek mana vardır. Beyaz daima yürek temizliğinin sembolü olmuştur. Fenerbahçe rozetini tespit eden büyüklerimiz, dış yuvarlağın zeminini beyaz olarak seçtikleri vakit, bütün Fenerbahçelilerin kalben temiz olduklarını ifade etmek istemişlerdir. Kara kalpli insanların, Sarı-Lacivert ailede yeri yoktur.

Kırmızı

Beyaz dairenin içine isabet eden Sarı-Lacivert armanın kenarlarını süsleyen kırmızı renk de rozetimize sebepsiz olarak konulmamıştır. Kırmızı sevgi ifade eden bir renktir ve rozetimize konulan bu kırmızı renkle, Fenerbahçelilerin kulüplerini ve birbirlerini yürekten seven insanlar oldukları tebarüz edilmiştir.

Sarı ve Lacivert

Kulübün renkleri olan lacivert ve sarı renklere gelince, lacivert asaletin ve vekarın timsalidir. Rozetimizdeki lacivert renk Fenerbahçeli sporcunun asil ve vakur olduğunu gösterir, sarı renk ise kıskançlığın sembolüdür. Yalnız burada ifade edilmek istenen, haset manasındaki kıskançlık değildir. Fenerbahçelilerin kulüplerini ve birbirlerini sevmek hususunda ne kadar kıskanç oldukları belirtilmek istenmiştir.

Yeşil

Yeşil renkte meşe dalına gelince; meşe dalı kuvvet ve kudretin, yeşil ise ümidin sembolüdür. İşte Fenerbahçe rozeti bu şekilde, her renginin ve her şeklinin ifade ettiği mana uzun uzun düşünülmek suretiyle meydana getirilmiştir.

Bir Fenerbahçeliyiz!

Şu halde tam bir Fenerbahçeli olmak için sadece Fenerbahçe’yi sevmek ve onun rozetini göğüste taşımak kafi değildir. Bir şahsın “Ben Fenerbahçeliyim” diyebilmesi için, aynı zamanda göğsünde taşıdığı rozetin ifade ettiği umdeleri de benimseyerek: evvela kalben temiz bir insan olması, sonra kulübünü ve bütün Fenerbahçelileri candan ve kıskançlıkla sevmesi, daima asil ve vakur hareketlerde bulunması ve nihayet kuvvet ve kudretine güvenmesi ve zaferinden her zaman için ümitvar olması lazımdır. Ancak bu şekilde hareket ettiği takdirdedir ki taşıdığı rozete ve mensup olduğu şerefli kulübe layık bir sporcu olur.

Talha Altınbaşak

Bir Cevap Yazın