Ali Muhiddin Hacı Bekir

Ali Muhiddin Hacı Bekir

1934-1950 yılları arasında Şükrü Saracoğlu’nun başkanlığı altında kurulan Fenerbahçe yönetim kurullarında görev alan Ali Muhiddin Hacı Bekir, 28 Aralık 1950 tarihinde Fenerbahçe Başkanı oldu ve tam 2 sene boyunca bu görevi yürüttü. Aşağıda başkanlığa gelişinin hemen ardından Halit Kıvanç‘ın kendisiyle yaptığı röportaj var. Keyifli okumalar…

Fenerbahçe Tarihi Çalışma Organizasyonu


Ali Muhiddin Hacı Bekir

  • Evet, insan bazen çok sevdiği, hayranı olduğu sevgilisinden bucak bucak kaçmak ister. Kaçar kaçar, çünkü korkusu büyüktür. Tekrar tutulmak, daha derin bir aşka müptela olmak…

Şu anda o sevgilinin kolları içinde bulunan Ali Muhiddin Hacı Bekir’in sözünü keserek:

  • Fakat, diyorum, siz kaçmak istedikçe o sizi kovaladı. İşte nihayet iki aşıkın kucaklaşma sahnesini büyük sevinçle seyrediyoruz.

“Fenerbahçe” ve “Ali Muhiddin…”

Bu iki ismin birbirinden ayrılmasına, bu iki sevgilinin Kadıköy’ün şirin bir köşesinde saadet içinde yaşamaktan uzaklaşmasına imkan var mı?

Sarı-Lacivertlilere zevkli bir bayram yaratan, 1951’in ilk uğur ışığı olan haber hepimizin malûmuydu artık :

Ali Muhiddin Hacı Bekir, Fenerbahçe Kulübü reisi oldu. O’nu takdik ve tarif mi? Bunu başarabilecek bir edip, yazacak bir kalem her şeyi ifade edebilir mi acaba?

“Fenerbahçe’nin Ali Muhiddin’i” İşte!

Taksim’deki evinde samimi bir hasbihaldeyiz. Cihat Arman’la ikimize:

  • Bendeki kulüp hastalığı gene nüksetti. Fakat itiraf da edeyim ki, Fenerbahçe’nin hizmetinde tekrar vazife almaktan dolayı duyduğum memnunluk sonsuz. Çünkü bu öyle büyük bir şereftir ki…

Sualli cevaplı klasik röportaja kaçmaya zaten imkan kalmıyor. Muhterem reisimiz;

  • Uzun zamandır maça gitmiyorum, diye anlatıyor… Çünkü sarı-lacivertli formayı sahada görür görmez yeniden hastalanacağımı gayet iyi biliyordum. Buna rağmen gazeteler ve radyo da beni her an sevgili Fenerbahçeme ulaştırıyordu. Fenerbahçe’nin sıcak, samimi, temiz havası, asil ruhu insanı içine aldı mıydı, hiç farkında bile olmazsınız.

İdare vazifesinden uzak kaldığı sıralarda da her an kulübünü düşündüğünü ifadeye çalışan Ali Muhiddin:

  • Artık, diyor, kulüpler eski zihniyet ve metodlarla idare edilemez. Reform lazımdır, reform. Mesela Fenerbahçe’nin muazzam bir güreş şubesi niçin olmasın? Boksta sarı-lâcivert renkleri taşıyarak dövüşen şampiyonlarımız niçin bulunmasın? Herhalde kulüpte bazı yenilikler yapmak şarttır.
  • Ümidiniz?
  • Büyük
  • Gayeniz?
  • Fenerbahçe…

Hoş Geldin

Birden Cihat’a dönerek;

  • Bir futbolcunun, daha doğrusu bir sporcunun muvaffakiyeti, diyor, idari mülahazalardan uzak kaldığı derecede artar. Sen eski bir futbolcusun, bunu daha iyi takdir edersin. İdari samimiyet, spor sahası dışındaki dostane hava tam olunca takım da zaferden zafere koşar. Benim tek gayem, Fenerbahçe camiasının bölünmesi imkansız bir bütün olduğunu herkese ispat etmek…

Bu sırada kızı Alye Hacı Bekir’in elinde bir fotoğrafla geldiğini görüyoruz. Senelerce evvel Ali Muhiddin’in idareci olarak sahada göründüğü bir resim bu! Hepimizden önce kendisi alıp uzun uzun ve zevkle seyrediyor. Sarı-Lâcivert renklerle gene yan yana bulunacağını düşünmek, Ali Muhiddin’i mesut ediyor şimdi. Duyduğu memnunluk yüzünden okunuyor. Resmi bize uzatırken:

  • Ne güzel günlerdi onlar, diyor ve hemen arkasından da ilave etmeyi unutmuyor: İnşallah bundan sonra daha güzellerini de göreceğiz. Hepimiz bir tek kafa gibi düşündükçe, bir tek vücut gibi hareket ettikçe zafer de, kupa da, şampiyonluk da bizimdir evvel Allah.

Şerefli Fenerbahçemiz yirminci asrın ikinci yarısına “bölünmez bir kale” olarak giriyor. Civarına yağmur yağabilir, etrafında şimşekler çakabilir, fakat sarı-lâcivertli yuva her zaman genç ve dinç olarak ayakta duracaktır.

1951’in hepimiz için hayırlı olmasını dilerken sevgili reisimiz Ali Muhiddin Hacı Bekir’e “Hoş geldin” diyoruz. Mamafih bu “hoş geldin” biraz da fuzuli ya… Çünkü o idarede olmadığı zamanlarda bile her an içimizde bulunuyordu.

Halit Kıvanç – Öz Fenerbahçe

Bir Cevap Yazın