Fenerbahçe Başkanları

Resmî kaynaklarda yer alan Fenerbahçe Başkanları listelerinde sorunlar var. Artık bunları hep birlikte düzeltmemiz ve o listeyi “kanıtlar eşliğinde” sabitlememiz gerekiyor.

Bugün Maraton Fenerium’dan müzeye doğru devam edin;
Solda bir liste göreceksiniz.
Az ileride, Müze’de başka bir liste…
Açın resmî siteyi, orada farklı bir liste…
Yayınlara bakacak olsak, orası daha beter!
1960’lar, 1970’ler, 1980’ler, 1990’lar ve hatta 21. yüzyılın resmî yayınları…
Hiçbiri birbirini tutmuyor.

Biz Fenerbahçe Spor Kulübü Resmî Sitesi‘nde yer alan “Fenerbahçe Başkanları Listesi“ni alalım. Aşağıdaki gibi başlıyor.

19071908 : Nurizade Ziya Songülen
19081909 : Ayetullah Bey
19091910 : Tevfik Taşçı
1910 : Hakkı Saffet Tarı
19101911 : Galip Kulaksızoğlu
19111912 : Şehzade Osman Fuat Efendi
19121914 : Dr. Hamit Hüsnü Kayacan
19141915 : Mehmet Hulusi Bey
19151916 : Sabri Toprak
19161918 : Dr. Nazım Bey
1918-1919 : İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci
19201924 : Şehzade Ömer Faruk Efendi

Rüştü Dağlaroğlu 1924 sonrasını kitabında şöyle anlatıyor :
“Fenerbahçe Kulübü bir süre 30 kurucuyu temsilen seçilen Umûmi Kâtip, Umûmi Kaptan ve Muhasebeci olarak, 3 kişilik kurullarca, tam yetki ile yönetildi ve bu yöntem 16 Mart 1934 Olağanüstü Kongresine kadar sürmüştür.”

1950’den bugüne gelen süreci de net olarak bildiğimize göre, biz burada hep birlikte 1907-1924 arasını tartışacağız ve sizin de yardımınızla bu işi çözeceğiz. Her şey Fenerbahçe için…


31 Aralık 1324 (1908) tarihli Musavver Muhit dergisinde aşağıdaki fotoğraf var. Bu, Fenerbahçe tarihinin ilk fotoğrafı. Gerçi başkanlıkla bir alakası yok gibi gözüküyor ama Nurizade Ziya (Songülen) Bey’i ve “İlk Fahri Başkan” Enver (Yetiker) Bey’i bir arada göstermesi açısından önemli bir resim. Bununla birlikte (her ne kadar 1908 sonu diye tahmin etsek de) çekildiği “tam tarih” belli değil… Ve dikkat ederseniz, Kadıköyspor’la birleşmişiz. “Fenerbahçe Tarihinin İlk Fotoğrafı” yazısında göreceğiniz gibi, şimdiye kadar tespit edebildiklerimize göre bu fotoğrafta üç Fenerbahçe Başkanı var. Ayakta soldan birinci Tevfik Haccar Taşçı, soldan dördüncü Nurizade Ziya Songülen ve oturanlar arasında sağdan ikinci Galip Kulaksızoğlu.


Dönemin yazılı kaynaklarına geçmeden önce şunu belirtmekte fayda var… 1907-1910 arasında Fenerbahçe tarihine dair elimizde neredeyse hiçbir evrak ya da “tarihi birbirini tutan” hatıra yok. Ayetullah Bey’in şurada anlattığımız Fenerbahçe’yi kurtarma hikayesinin tarihi bile net olarak belli değil. 1909 diyen var, 1910 diyen var… Tabii bunu söylerken Rumî-Miladî takvim farklarını da unutmamak gerek. Tarih yazanların çoğu bir-iki senelik hataları takvim farkı sebebiyle yapmışlar.

Son tahlilde “Fenerbahçe’yi çok sevmediğini gayet iyi bildiğimiz” ama bu konularda şaşmayacak bir hafızaya sahip olduğunu da kabul etmemiz gereken “canlı şahit” Burhan Felek, Fenerbahçe’nin kuruluş yıllarında yaşanan en meşhur hadiseyi şöyle yazıyor :

“1908 civarlarında Anadolu Kulübü bir ara Fenerbahçe ile birleşme kararı aldı idi. Bu işi ne suretle tanıdığımı hatırlamadığım Fenerbahçe ve Moda kulüpleri başkanlıklarında bulunmuş ve geçen sene bir göz ameliyatı için gittiği Ankara’da oranın basıncına dayanamayarak hayata gözlerini yummuş olan pek aziz dostum ve yaşıtım Tevfik Taşçı Bey’in delaleti ile yaptık. Ama yürümedi.”


Fenerbahçe’de başkanlığa dair (şimdilik tespit edebildiğimiz kadarıyla) ilk matbu izlere 15 Eylül 1328 (1912) tarihli Şehbal dergisinde rastlamak mümkün.

“İstanbul 1911-1912 Futbol Şampiyonu” başlıklı fotoğrafın altında bize ipucu veren bilgiler var. Şehzade Selahaddin Efendi’nin mahdumları Osman Fuat Efendi’nin himayeleri altında mütessis Fenerbahçe Sporting Kulüp Heyeti” yazısı ve (en üst sırada sağdan ikinci) Emirzade Arif Bey için “Reis-i Evvel”, hemen solundaki beyaz kazaklı Zeki (Mazlum) Bey için ise “Reis-i Sani” yazıyor.


15 Haziran 1329 (1913) tarihinde, yani kuruluştan sadece 6 sene sonra, bu defa dönemin meşhur İdman dergisinde Nasuhi Esat Baydar “Fenerbahçe Spor Kulübü Tarihçesi” başlıklı bir yazı kaleme almış ve orada şu satırlara yer vermiş :

“1323 senesinde Frerler (Saint Joseph) mektebi Türkçe muallimi ve elyevm rüsumat müfettişi bulunan Enver (Yetiker) Bey, talebe-i kadimesinden beş altı futbolcu genci bir araya toplayarak bir kulüp tesis etmek arzusunda bulunduğunu bildirmişti. Bu fikre bütün arkadaşları iştirak ederek akşamları Moda çayırında idman yapmaya başlamışlardı.

Biraz sonra Enver Bey Reis-i Fahri mevkiinden çekildi. Kulübün yed-i idaresi müteşebbis, faal olan Nurizade Ziya (Songülen) Bey’e tevdi edildi. Reis bulunduğu müddet zarfında kulübün gösterdiği faaliyet şayan-ı takdir bir dereceye yaklaştı.


Fenerbahçe yenildi, fakat istiklalini muhafaza etti. Yenilmemeyi arzu etti; mesela Kadıköy Kulübü’yle birleşti, Üsküdar Kulübü’yle teşrik-i mesai etti. Fakat bunlardan mesalikine mugayir bir fikir -velev ki ehemmiyetten ari olsun- telakki edince birinciliğe, şampiyonluğa bilatereddüt veda etti.

Hüsnüniyet ve ikdamının mükafatını gördü. Tevfik (Haccar Taşçı) Bey’in taht-ı riyasetinde iken geçen sene şampiyonluğu kazandı.”


İdman dergisinin aynı sayısında bir de “Fenerbahçe Birinci Futbol Takımı” fotoğrafı var. Bu resimde orta sırada soldan beşinci sırada göreceğiniz Galip (Kulaksızoğlu) Bey’in yanında “Heyet-i İdare Reisi), soldan ikinci Hulusi Bey’in isminin önünde ise “Reis” yazıyor.


İdman’dan devam ediyoruz… 13 Mart 1330 (1914) tarihinde Fenerbahçe’nin meşhur Kuşdili Lokali’nin açılışını anlatan haberde Fenerbahçe Başkanlığı’na dair bir ipucu daha var. Okuyalım :

“…İki buçukta bütün müdavim gelmeye başladı. O esnada kulüp azası bir içtima-i umumi akdetmişti. İçtimayı müteakip saat üçe doğru hazırûna hitaben Fenerbahçe Kulübü reis-i umumisi ve Hicaz Demiryolu müdür-i umumisi Hulusi Bey tarafından davete icabetlerinden dolayı teşekkür edildikten sonra kendilerinin Fenerbahçe Kulübü reisi olduğunu zikrederek :
‘İhtimal ki benim gibi yaşlı, nahif bir adamın spor kulübünde riyaset etmesi garip görünür. Şüphe yok ki ben ve benim gibi vakti, zamanı, sini müsait olmayanlar bilfiil sporla meşgul olamazlar. Fakat bizim maksadımız, böyle çalışkan gençlerin mecmuanı riyaset ve onları teşvik ve tergîb ile memlekette kavî anasır yetişmesine say eylemektir. Ben fiilen sporla meşgul olamayan zevatın bu tarzda muavenette bulunmalarını pek muvafık ve lüzumlu görürüm. Asrımız kuvvetin hakka galebe çaldığı bir devirdir. Halbuki yine kuvvetli olarak hakka galebe değil ona müzaheret edeceğiz’ mealinde bir nutuk irad ederek alkışlandı”


Son kez İdman dergisindeyiz… Takvim 15 Mayıs 1330 (1914) tarihini gösteriyor. İki ayrı sayfada, iki ayrı fotoğraf… Birincinin altında “Bu senenin futbol şampiyonluğunu kazanan Fenerbahçe kulübü futbol takımı” yazıyor, ikincide ise “Fenerbahçe Spor Kulübü Reisi Doktor Hamid Hüsnü Bey”…


Sadece dönem kaynaklarından faydalandığımız bu çalışmanın istisnası merhum başkanların kendi beyanları ve kulüp yazışmaları… Bunlardan birinciye örnek olan Dr. Hamit Hüsnü Kayacan’ın vefatından bir süre evvel Fenerbahçe dergisine verdiği röportaj :
“… Bir gün Fenerbahçeliler bana, bu samimi yuvanın reisliğini teklif ettiler. Bu vazifenin daha imtiyazlı bir şahsa verilmesi icap ettiğini söyleyerek bu samimi teklifi reddettim ve Fenerbahçe Kulübü’nün riyasetine gelmesi için Erenköy’deki evimin komşusu Nafia Nazırı Hulusi Bey’den ricada bulundum. Hulusi Bey bu ricamı kabul ederek, Fenerbahçe’nin fahri reisliğini üzerine aldı. Bu arada ben de Galatasaray’dan istifa ederek Fenerbahçelilerin arasına katıldım.”


Kulüp kaynaklı yazışmalara örnek ise 1988’de Ahmet Eyicil imzasıyla yayınlanan “Doktor Nazım Bey” başlıklı doktora tezi… Burada Dr. Nazım Bey’in Fenerbahçe Spor Kulübü’nde başkanlık yaptığına dair referans için doğrudan kulüple yapılmış 19 Nisan 1971 tarihli bir yazışma gösteriliyor. Fakat tarih aralığı detaylı değil.


23 Aralık 1336 (1920) tarihli Spor Alemi dergisinde şöyle bir fotoğraf ve altında “Fenerbahçe Kulübü Reis-i Fahriliğini kabul buyuran devletli necabetli Ömer Faruk Efendi Hazretleri” yazısı var.


“Şimdilik varacağımız” sonuçlara geçmeden evvel üzerine durmamız gereken son bir isim kaldı, o da Merhum Sabri Toprak… 20 Şubat 1938 tarihinde kaybettiğimiz bu namus timsali devlet büyüğü için Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanlığı aşağıdaki tebliği göndermiş.



Dönem Kaynaklarına Göre “Şimdilik” Sonuçlar Şöyle…
Yorumlarınızı bekliyoruz.

– Fenerbahçe, 1907’de kuruldu.

– Enver (Yetiker) Bey, ilk birkaç ay fahri başkanlık yaptı, sonrasında görevi tamamen Nurizade Ziya (Songülen) Bey’e bıraktı.

– Ziya Bey çok geçmeden (göründüğü kadarıyla 1908 sonunda) Union Club’u kurmak için kulüpten tamamen ayrıldı.

– Tüzükte ismi yazılı diğer iki kurucu Asaf (Beşpınar) Bey ile Necip (Okaner) Bey de işleri ve/veya alınan farklı yenilgiler sonrası kulübü bıraktılar. Dolayısıyla Ayetullah Bey, yeni başkan oldu.

– Kadıköyspor ile “bir takım olarak” çekilen fotoğrafta Enver Bey ve Ziya Bey bulunduğuna göre Nasuhi Esat Baydar’ın kronolojisi doğru. Burhan Felek’in yazısına bakılacak olursa, 1908 / 1909 aralığındaki Üsküdar toplantısının tarihi de Ayetullah Bey’in başkanlığı ile uyuşuyor.

– 1909, 1910 ve 1911 yıllarında Hakkı Saffet Tarı ve Galip Kulaksızoğlu’nun başkanlık yaptığı konusunda anılarda da mutabakat var ama tarih aralıkları maalesef net değil. Birinci ya da ikinci dereceden belge de yok.

– Şehbal dergisindeki 1911-1912 şampiyonluk haberinde Emirzade “Şehit” Arif Bey’in Fenerbahçe Başkanı olduğunu görüyoruz. Aynı dönemde Şehzade Osman Fuat Efendi de Fenerbahçe’yi himayesi altına almış. Resmî sitede Şehzade var ama Arif Bey’in başkanlığı uçmuş.

– İdman dergisindeki Nasuhi Baydar imzalı ilk tarihçemizde şampiyonluğun Tevfik Bey’in riyaseti altında kazanıldığı yazıyor. Bu bilgi Dr. Rüştü Dağlaroğlu’nun 1957 tarihli kitabında Tevfik Bey’in Trablusgarp cephesinden dönüşte başkanlık yaptığı verisiyle de örtüşüyor.

– Resmî sitede Hamit Hüsnü Kayacan’ın başkanlığı Mehmet Hulusi Bey’den önce gözüküyor ama bu yanlış. Zira Hamit Hüsnü Bey ve dönem kaynakları bunun tam tersini söylüyor.

– Resmî sitede Mehmet Hulusi Bey’in başkanlığı için 1915-1916 aralığı yazılmış fakat bu da yanlış. Tarihi kaynaklara bakılacak olursa 15 Haziran 1913’de (veya biraz daha önce) başlamış olan görev süresi 15 Mayıs 1914 gibi yerini Hamit Hüsnü Bey’e bırakmasıyla sona ermiş.

– Mehmet Hulusi Bey’in “Umumî Reis” makamında oturduğu sıralarda, Galip (Kulaksızoğlu) Bey’in de “Heyet-i İdare Reisi” sıfatını haiz olduğu açık.

– Dr. Nazım Bey’in Fenerbahçe’deki başkanlık süresine dair hiçbir evrak bulunabilmiş değil, yalnızca kaba zaman aralıkları var.

– Sabri Toprak için resmî sitede yalnızca bir sene başkanlık yaptığı yazılmış ancak bu çok yanlış… Kendisinin mütareke döneminde Başkanlık görevini kabul etmediği Nasuhi Esat Baydar’ın anılarında yazılı. Ayrıca Malta sürgününden dönüşte, İstanbul’a hiç uğramadan, güneyden Ankara’ya geçtiği de kesin. Fakat bunlar bir yana, 1915-1934 yılları arasında (aralıklarla da olsa) adeta bir genel başkan olarak görev yaptığı da hatıralarda net. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün vefatından sonra yayınladığı tebliğ de bu gerçeği destekler nitelikte.

– Yeni (daha doğrusu yazıya dökülmüş halini bulduk) diyebileceğimiz bir bulgu ile karşılaştık. Hayri Celal Atamer, 1933 yılında Olimpiyat dergisine yazdığı bir yazıda “Sabri beyefendinin İstanbul’dan ayrılıp da bilmecburiye kulüpten maddeten uzaklaşmaları üzerine kulüp riyasetini Dr. Hamit Hüsnü Beyefendi deruhte etmişlerdir kendileri muhakkak ki kulübün bugün bu hale gelmesi için çok çalışmışlardır” diyor. Sabri Toprak’ın işgalciler tarafından Malta’ya sürgüne gönderildiği tarih 28 Mayıs 1919. Demek ki o süreçte (Şehzade Ömer Faruk Efendi gelene kadar) Hamit Hüsnü Kayacan kulüp başkanı imiş.

Bir Cevap Yazın