2000 yılında Neriman Tekil‘in Fenerbahçe Spor Dergisi’nde Hüseyin Denizci beyefendi Fenerbahçe Müzesi ile ilgili kısa fakat mükemmel bir yazı kaleme almış. Artık Fenerbahçe’nin bir müzesi var. Fakat yazıda geçen diğer konulara bakılacak olursa, aradan geçen 22 sene neyi, ne kadar değiştirdi, tartışmak gerekir. Fenerbahçe’nin zafer hatıraları birden çok müzeyi bihakkkın doldurur.
Fenerbahçe Tarihi Çalışma Organizasyonu
Fenerbahçe Müzesi
Fenerbahçe, müzesinden yoksun olarak 93 yılını geçirdi. Yılların birikimi o değerli hatıralar her zaman uygun olmayan yerlerde ve uygun olmayan şartlarda korumasız depolandı. Hepsi spora ait bu kültür eserleri ne müze kurulunun sorumluluğuna terk edildi ve ne de kulüp içinde bu değerli emanetleri zimmetlenen birileri oldu.
1992-1994 döneminde müze kurulunda görevliydim. Arkadaşlarımla birlikte çok güzel çalışmalar yapıyorduk. Ayrıca “Danışma Komitesi” olarak sınıflandırdığımız çok kıymetli Fenerbahçeliler müze kurulu ile toplanıyor ve çalışmalara renk ve anlam katıyorlardı. Uzun müzakereler sonunda alınan kararlar yönetim kuruluna yazılı olarak iletiliyor ve gelecek yanıt heyecanla bekleniyordu. Fakat ne yazık ki kurumsal bir Fenerbahçe yaratmayı vadedenler bir yasal kurulun yazılı başvurularına hiçbir zaman yanıt vermek gereğini duymadılar.
1994 yılında eski binanın boşaltılması sırasında müze eşyalarını bir bir paketleyip Dereağzı’nda bize tahsis edilen odaya depolamıştık. Binanın inşaatı bittiğinde sıra müzenin yerleşmesine gelmişti. Bu arada genel kurul olmuş ve biz görevi devretmiştik. Yerleştirme işini müze kurulunun yapamayacağına karar veren yönetim kurulu bir vitrin dekoratörü çağırıp işi hallettiler. Tabii olarak iş erbabının elinden çıkmayınca ne müze müzeye benzedi ve ne de müzenin düzeni. Bir de heykelini diktiler yaptıranın bu tuhaf yapının girişine, iş tamamlandı.
Fenerbahçe için emek, kafa ve para harcayanlara her zaman teşekkür borcumuz vardır. Ama biz bir asra yaklaşan bir beklentinin mutlu son ile noktalanmasını bekliyorduk. Bu olmadı. Umutlarımız bir başka bahara kaldı.
Her şey bir uzmanlık işidir. Müzecilik de öyle.
Yapısı ayrı, işletmesi ayrı bir uzmanlık konusu. Ciddiye alınmazsa bocalamak kaçınılmaz olur.
Hüseyin Denizci| Fenerbahçe Spor Dergisi – 2000 (Fenerbahçe Müzesi)
ben bir kürekci kiziyim Hüseyin Denizci benim amcam ogludur.Babamin 02.04.1994 vefatindan sonra babamin kazandigi gümüs kupayi müzeye koymak icin istedi bende yurt disindayasadigim icin kupa baba evinden calinmasin diye kendisine inanarak ve güvenerek kupayi verdim.istanbula geldigim zaman torunlarima kupanin resmini cekmek icin iki kere müzeye gittim kupa yoktu sorusturdum depoda olsa kaydi olurmus o yildan bu güne kadar her geliste kupayi ariyorum amcam oglunun ailesinin kupadan haberi yokmus.Bana cok kisi kupayi bulmak icin yardimci oldu lakin bulunamadi ben babamdan kalan eve,mezarliga herseye sahip ciktim cocukken yanliz benim tozunu almama ve parlatmama izi verirdi ben kendimi babamin kiymetli hatirasina ihanet etmis hissediyorum.cok sevdigimiz güvendigimiz amcam oglu vefaat etmis kupanin akibetini kimse bilmiyor.ben yasadigim müddetce kupanin pesindeyim,avukat,dedektif.veya polise gitmeyi akrabam olan o ailenin evini aratmak istiyorum.kupanin üzerindeki yazi söyle.
1.temmuz.1941 kabotas bayraminda moda yarislarinda tekciftede yarisi kazanan ABDURRAHMAN DENIZ adina verilen gümüs kupadir,ben bulana bir aylik emekli maasimi euro olarak ve daha fazlasini vermeye hazirim.Demek o yillar müze icin kupalar da bir kargasalik olmus belki firsattan faydalananlar olmus olabilir, cok rica ediyorum yazisini yazdigim kupayi o kargasada gören oldumu, lütfen bilenler den cevap bekliyorum.