Mehmetçik Basri Öldü

Mehmetçik Basri Öldü

14 Eylül 1997’de bir Fenerbahçe efsanesi, Mehmetçik Basri öldü. İslam Çupi, 16 Eylül 1997 tarihli Milliyet gazetesinde kıymetli dostunun arkasından mükemmel bir yazıya daha imza attı.

Fenerbahçe Tarihi Çalışma Organizasyonu


Mehmetçik Erken Değil mi?

Basri Dirimlili öldü…

Basri Dirimlili ölürken, Fenerbahçe’de ve milli takımda büyük bir futbol uslubu, bir güzel çağ ve yenisi gelmesi mümkün olmayan bir kişilik ve adamlık dönemi kapandı.

Türkiye’yi şimdi Basri’yi seyredenler ve seyretmiyenler diye ikiye ayırmak gerek.

Ben talihliyim çünkü Basri’yi seyredenlerdenim.

Şimdiki futbolcunun iyisini şöyle yazıyorlar…

Mevkii olmayan adam, top ve kendisi sahanın neresinde ise, oranın gerektiği icaplarla futbol oynayan insan…

Basri Dirimlili bundan 40 yıl önce herkesin adından önce mevkii ile anıldığı dönemlerde bu günkü tarzı uygular ve şimdi “modern oyuncu tipini” yarım yüzyıl öncesinden sahalara getirmiş isimdi.

Neden Mehmetçik?

Çok ipinci çok süratli ve yağsız vucuduna çok muhteşem bir teknikle birlikte, büyük bir yürek eklemiş ve sahalardaki korkusuzluğu bu yüzden “mehmetçik” sıfatı ile taçlandırılmıştı.

Futbolcu olarak Fenerbahçe ve milli takımda ne kadar inanılmaz büyüklükte maçları varsa, sosyal yaşamda o kadar sade ve basit yaşamlı bir vatandaştı.

Futbolu bıraktıktan sonra büyük ismi daha fazla para getirecekken, O Fenerbahçesinin içinde kalmaya her ikbale tercih etmiş ve tesisler müdürü olarak Fenerbahçe ve yaşamdaki ömrüne nokta koymuştur.

Son yılları kendisinden sonra emekli olmuş iki Fenerbahçe futbolcusu Ercan Ziya ve Sarı – Lacivertli kulübün insan katalogu denince “hırsız” diye gündeme gelen Semai Şatıroğlu ile küçük bir aile ve küçük bir dünya kurarak, kendi cephesine çekilmiştir.

Buruk Ayrılık

Basri Dirimlili zamanından kalma Türkiye’de en eski yaşayan masörlerden Beşiktaşlı Zeki Er, futbolcunun bir milli maç bittikten sonra sahadan çıkmayıp çimeni dikkatle incelediğini görünce Dirimlili’ye sormuş. Ne arıyorsun diye…
Meğer Basri’nin büyük mücadelede oyunun bir dakikasında diş protezi fırlamış ağızından onu arıyormuş.

Beni çok severdi ama, buruk ayrıldı galiba benden…

Bir kitap vardı idealinde… Bunu benim yapmamı istiyordu.

Çok gitti, geldi bana…

Ziya ve Ercan da vardı devrede…

Ben “vaktim yok” diye, bazen doğru bazen yalan hava raporu ile atlattım hep onu.

Tam karar verdik ortaya çıkarmaya kitabı…

Geçen yıl benim beynim karıştı, arkasından kısmı felç… Uzun süre İnternational’de yattım ve çıktım.

Her karşılaşmada sağlığımı sorarken, ben onu “nerde kitabım” diye alıyordum.

Bu erken vefatı acaba bu kitaptan ve benden mi diye düşünüyorum.

Üçlü beni teselli ediyor; Ziya, Ercan ve Semai…

“Tanrı öyle istedi, sen değil…”

İslam Çupi / 16 Eylül 1997 – Milliyet Gazetesi


Not : İslam Çupi yazılarının derlendiği İslamÇupi.org sitesini sizlere tavsiye etmeden geçmeyelim.

Bir Cevap Yazın