Alaaddin Baydar

Fenerbahçe’nin efsanevi işgal yılları kadrosunun oyuncularından olan Bedri Gürsoy, takım arkadaşlarını ve canlı izlediği futbolcuların portresini 1940 yılında Haber – Akşam Postası gazetesinde çiziyor. Sitemizde yayınlamaya Alaaddin Baydar portresi ile başlıyoruz… Tuncay Yavuz aktarıyor… Keyifli okumalar.

Fenerbahçe Tarihi Çalışma Organizasyonu


Çocuk Yaşta

Alaaddin küçücük yaşta Fenerbahçe’ye girmiş, orada yetişmiş, dördüncü, üçüncü, ikinci, birinci takımlarında uzun zaman futbol oynamıştır. Fenerbahçe’nin ve milli takımımızın eşsiz, rakipsiz biricik sağ iç muhacimiydi. Birçok temsili maçlara, olimpiyatlara, futbol seyahatlerine iştirak etmiştir. 18 defa beynelmileldir. Türk futbol aleminde son derece şöhret kazanmıştır. Kendi halinde, sessiz, nazik, spor ve aile terbiyesi mükemmel bir arkadaştır.

Alaaddin birden bakınca yakışıklı değildir. Lakin konuştukça cana yakın olur. Sıcakkanlı, şirin ve sempatiktir.

Kısaca bir boy, zayıfça bir vücut, esmer bir ten, büyücek bir baş, çıkıntılı geniş bir alın. Çeneye doğru müselles şeklinde sivrilen bir yüz. Elmacık kemikleri hafif hafif çıkık, büyücek bir ağız, kestane rengi saçlar, koyu ela güzel ve insana içi gülen pırıl pırıl parlayan iki göz.

Vücudunun üst kısmına nazaran belden aşağısı, ayaklara doğru daha dolgun ve nema bulmuş. Karakteristik bir futbolcu vücudu ve tipi.

Küçük yaştan beri futbol oynaya oynaya hafif çarpılmış, sırım gibi, sinir kesilmiş, demir gibi sımsıkı adaleli bir çift bacak. Öyle bacaklar ki sanki Allah bunları topu evirsin çevirsin, kıvırsın, kimseye vermesin diye çelik bir kanca gibi, kedi pençesi gibi sureti mahsusada yaratmış.

Beni Fenerbahçe’ye O Götürdü

Alaaddin’in bende kalan unutulmaz ve kıymetli hatırası beni Fenerbahçe’ye yazdırmış olmasıdır.

Kadıköy sultanisinde talebeydim. Futbola son derece meraklıyım. Mektep takımımızın da merkez muhacimiyim. Alaaddin ise o zamanlar Fenerbahçe birinci takımında sağ için muhacim oynuyor. Ben onun fevkalade oyunlarını hiç kaçırmadan daima hayran hayran seyreden bir takdirkarıyım.

Bir gün mektebimiz Fenerbahçe üçüncü takımını maça davet ediyor. Biz Fenerbahçe üçüncü takımını mağlup ediyoruz. O gün ben ve arkadaşım müdafi Kadri herhalde iyi bir oyun oynamış olacağız ki seyirciler arasında bulunan Alaeddin’in gözünden kaçmıyoruz ve bize Fenerbahçe’ye girmemizi teklif ediyor. Kadri ve ben çok seviniyoruz ve ertesi günü de gidip kulübe kaydolunuyoruz.

Alaaddin kulübünü çok sever. Fenerbahçe’ye çok hizmetleri dokunmuştur. Oyunlarda hiç umulmadık zamanda can alıcı goller atar.

Mütareke Kahramanı

İkinci hatıra: Mütareke senelerinde bir gün İngilizlerin çok kuvvetli bir askeri takımıyla çetin bir maç yapıyorduk. Bir gol İngilizler, bir gol de biz yapmıştık. Oyunun bitmesine beş dakika vardı. Halk heyecan ve sabırsızlık içinde bağrışıyordu: “Galibiyet golü isteriz”. İngilizleri adamakıllı sıkıştırıyorduk ama bir türlü gol atamıyorduk.

Maçın beraberlikle biteceği aşikardı. Zira artık düdük çalmasına iki dakika kalmıştı ki, Alaaddin bir aralık ne yaptı yaptı kaptığı topu evirdi kıvırdı, çevirdi, çalım yaptı ve sıkı bir burun şutu çekti. Topu İngiliz kalesinin ağlarına geçirdi. Halk sevinçten coştu. Avaz avaz “yaşa Ala, var ol Ala” diye haykırmaya başladı. Bir aralık seyirciler arasından beyaz sarıklı, sakallı bir hoca efendi cübbesini toplaya toplaya sahaya fırladı ve Alaaddin’i kucaklayıp öptü: “Bugünü bana gösterdin ya evlat, Allah senden razı olsun” diye bağırmaya başladı. Seneler geçti, hala bugün futbol meraklıları ve biz futbolcular bu vakayı hiçbir zaman unutamayız ve daima gülerekten bahsederiz.

Başka bir vaka. Lakin bu feci ve yürekler sızlatıcı. Hatırladıkça hala tüylerim diken diken olur.

Bir maçta yine Alaaddin en umulmadık bir anda galibiyet golünü atıyor, biraz sonra da oyun bitiyor. Alaaddin yorgun argın önüne bakaraktan, terlerini silerekten halkın arasından geçerek stadyum kapısından dışarıya çıkmak üzere. Birden karşısına bir adam çıkıyor ve elinde tuttuğu kayışlı, parlak ve madeni tokayı savurarak Alaaddin’in suratına hızla indiriyor ve gözleri dönmüş bir halde bağırıyor: “Demek galibiyet golünü sen attın ha, al öyleyse sana!”.

Özellikleri

Çok süratlidir. Türkiye’de yetişen oyuncularımızın en iyi koşanlarındandır. Pasları tehlikesi ve müessirdir. En umulmadık bir anda pas verir. Hem öylesine pas verir ki, “al bunu gol yap” der gibi. Çünkü artık bu fırsatı kaçırmamak acemi olmayan her futbolcu için muhakkaktır. Merkez muhacim Zeki diyebilirim ki, şimdiye kadar attığı gollerin hemen yarısını Alaaddin’in pası ile yapmıştır. Refik’in tarzında burun şutları vardır. Tehlikeli kornerler atar, şutları sıkı ve anidir.

Topa son derece hakimdir. Ayak çalımları dünya yüzünde yetişen futbolcuların en başında gelecek ve akıllara hayret verecek bir hususiyettedir. Sanki Alaaddin’in ayakları birer mıknatıs top da demirden bir yuvarlakmış gibi daima topu çeker, top bir kere Alaaddin’in ayağına geçti mi aşk olsun onu alabilene. Bazen önüne sıra ile, iki, üç hatta beş kişi çıkar. Ala bunların içinden topu evirir, kıvırır, biçimine getirir, kurtarır. Öyle anlar olur ki top ayağından gitti zannederiz ve bağırırız: “Ne yaptın Ala? Fazla çalımın sonu işte bu, kaptırdın topu”. Halbuki, a, bir de bakarsınız hayret, top gene Alaaddin’in ayağındadır. Yumakla oynayan bir kedi gibi topu tekrar pençesine almıştır.

Alaaddin o derece karışık ve girift çalımlar yapar ki karşısındaki hasımlar oradan oraya zıp zıp oynar durur. Seyirciler de hayran ve mütehayyir kendilerinden geçerler, haykırırlar: “Kıvır Ala, yaşa Ala”. Eşapeleri kuvvetlidir ve hızlıdır. Maçlarda enerjiktir. Nefesi, mukavemeti, deplasmanı, çevikliği, müdafaaya yardım edişi mükemmeldir.

En büyük kusuru, sol ayağının zayıf olmasıdır. Kafa vuruşları iyi değildir. Vücut çalımları basittir. Soğukkanlı da değildir. Bazı maçlarda sinirlendiği, maneviyatının bozulduğu göze çarpar. Zaman zaman şahsi oyuna kaçtığı da görülür.

Alaaddin değil yalnız Türkiye’de, gittiğimiz ecnebi memleketlerinde, olimpiyatlarda göze çarpmış, beğenilmiş, alkışlanmış, hepimizin iftihar edeceği bir futbol yıldızımızdır. Harikulade bir hususiyeti olan oyun tarzı vardır. Uzun seneler dahi geçse Alaaddin’in, bu yüksek futbolcunun unutulmasına imkan yoktur.

Bedri Gürsoy

Bir Cevap Yazın